İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın yaptığı ‘hayırlı eylem’ bizim medyamızda geniş yankı buldu. İsrail’de ise küçük çaplı bir siyasi deprem oluşturdu. Çünkü bu tür hayırlı eylemler bir tür ‘gestalt switch’ etkisi yaratıyor. Belki ancak sezgisel olarak farkında olduğunuz bir durumu bir anda tamamen farklı algılamanıza yol açıyor. Aynen CHP Genel Başkan Yardımcısı’nın Dersim katliamı ile ilgili ettiği sözler gibi... İsrail devletinin Obama sonrası dünyasına adapte olmakta zorlanacağı belliydi ama herhalde kimse diplomatik düzlemde zekâ eksikliği numuneleri ile karşılaşılacağını sanmıyordu. Neyse ki orada da Ayalon diye biri var... Devletin giderek alçalmakta olan koltuğu öyle rahatsız edici olmuş ki çare olarak muhataplarının koltuklarını alçaltmayı düşünebilmiş. Belki de bugüne kadar altına yastık koyuyordu da biz fark etmiyorduk.
İdeolojik alanda kaybedenlerin çaresizlik içinde fiziksel yaptırıma başvurmaları yabancı olduğumuz bir görüntü değil. Hele kendi üstünlüklerinin ebedi olduğuna dair bir önyargı ile beslenenlerin, yüksek koltuktan düştüklerinde saldırganlaşmaları gayet anlaşılabilir. Türkiye bu ‘yüksek koltuk’ metaforunu örneğin yargı mekanizması içinde onyıllardır yaşıyor. Bilindiği gibi bizde sadece hâkimler değil, savunma avukatı ile aynı düzlemi paylaşması gereken savcılar da yüksekte otururlar. Çünkü savcılar aslında ‘devlettir’... Savunma ise aslında ‘vatandaş’. Bu ülkede devlet bir ‘Ayalon’dur. Bizi alçakta oturtur, masaya da sadece kendi ‘bayrağını’ koyar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.