1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 21:59
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM 10.09.2010
Etyen Mahçupyan
Son kerte soruları
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Etyen Mahçupyan - Son kerte soruları Etyen Mahçupyan - Son kerte soruları Etyen Mahçupyan - Son kerte soruları Etyen Mahçupyan - Son kerte soruları Etyen Mahçupyan - Son kerte soruları Etyen Mahçupyan - Son kerte soruları Etyen Mahçupyan - Son kerte soruları Etyen Mahçupyan - Son kerte soruları
Etyen Mahçupyan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Referandum Türkiye toplumunu bir anda gerçeğe davet etmiş gözüküyor. Herkes buradan çıkacak sonucun hem sembolik olarak, hem de güçler dengesini etkileyerek, ülkeyi yeni bir saflaşmaya ve kırılmaya taşıyacağının farkında. Nitekim kaybeden taraf olma ihtimali daha yüksek gözüken ‘hayır’cılar mücadeleyi çoğu zaman bel altından yürütüyor. Kullanılan en yaygın taktik, Anayasa değişiklik paketinin maddelerine ilişkin açıkça yalan söylemek... Bu söylemin en popüler cümlesi ise yürütmenin yargıya el koyacağı, bunun kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olması, hukuk devletini ihlal etmesi vs. Oysa yürütmenin yargı üzerindeki etkisi tam aksine azalıyor, örneğin Adalet Bakanı savcı ve yargıçların üzerine kendi müfettişlerini salamıyor, kendi isteğiyle soruşturma açamıyor. Yapılan değişiklik aslında yargı mekanizmasının genelinin üst yargıya müdahil olması ve bu sayede yargı ilk kez bağımsız olacak. Çünkü şimdiye kadar yargı mekanizması üst yargının ideolojik tahakkümü altındaydı. Bu durum üst yargının niçin bağımsızlığı hak etmediğini de söylüyor. Yargı kurulları hakemlik yapmak için varlar ve bu işlevi yerine getirmek üzere de tarafsız olmaları gerekir. Ancak tarafsız olan yargı kurullarının bağımsızlığı ‘kuvvetler ayrılığı’ yaratır. Oysa bizdeki üst yargı kurulları tarafsız değil ve bu nedenle de doğrudan siyasete soyunabiliyorlar. Ortaya çıkan sistem de zaten bu nedenle bir ‘hukuk devleti’ değil, ‘yargı vesayeti’ olarak tecelli ediyor.

‘Hayır’ diyecek olanlar, bu sistemin değişmemesini isteyenlerle, yargının gücünün azalmasının yürütmenin gücünü arttıracağından endişe edenlerden oluşuyor. Bu endişeyi ele almak üzere uç bir noktaya gidelim. Soru şu: Eğer ille de vesayetçi bir sisteme razı olacaksak, demokratik mekanizmalar yürürlükte olduğu sürece, acaba yürütmenin yargıya hükmetmesi mi, yoksa yargının yürütmeye hükmetmesi mi tercih edilmelidir? Eğer nihai tercihiniz gerçekten de demokrasi ise cevap açıktır: Tabii ki yürütmenin yargı üzerindeki hâkimiyeti diğerinden daha iyidir. Üç nedenle... Birincisi yürütmenin kararlarını etkileyebilirsiniz, ama yargının kararlarını etkileme şansınız yoktur. Hükümetlerin gündeminde olan her şey toplumsal tartışma konusudur. Buna karşılık yargının gündeminde olan konularda, yargının etkilenmesi cezaya tabidir.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Etyen Mahçupyan Makaleleri:
  1. Öteki sol - 19.09.2010
  2. Yerli yabancılar - 17.09.2010
  3. Değişim - 15.09.2010
  4. Çağdaşlık - 12.09.2010
  5. Son kerte soruları - 10.09.2010
  6. Kırılma - 08.09.2010
  7. Vatandaşlık referandumu - 05.09.2010
  8. Korku ve nefretin siyaseti - 03.09.2010
  9. İçimizdeki Ugandalılar - 01.09.2010
  10. Ahmaklar dünyası - 29.08.2010
  11. Ahmaklar evi (2) - 27.08.2010
  12. Ahmaklar evi (1) - 25.08.2010
  13. Evet ama yetmez - 22.08.2010
  14. Boykotçular - 20.08.2010
  15. Utangaçlar - 18.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Müzakereler barış için bir fırsattı
  5 milyar dolar yatırımla 45 yeni AVM geliyor
  Çağlayan: Angela Merkel bizi incitiyor
  Sanayi üretiminde 3.7 artış
  Demirören’den kamuoyu yoklaması
  Beşiktaş’a gol atınca dua ettim
  Divan Kurulu toplantısı yapıldı
  Londra’ya emin adımlarla
  Futbolun kuralı yeniden yazılıyor
  Ersan’dan “double double”
  Derbi maçın galibi Fenerbahçe
  Anadolu Efes işi mucizeye bıraktı
  Arkas Spor ilk 6 arasına girdi
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
ARADA
Markar Esayan - 09.02.2012
Devlet ve kurumları
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 09.02.2012
Türk futbolu medeni değil!
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Etyen Mahçupyan - "Son kerte soruları" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 21:59:44