Referandum Türkiye toplumunu bir anda gerçeğe davet etmiş gözüküyor. Herkes buradan çıkacak sonucun hem sembolik olarak, hem de güçler dengesini etkileyerek, ülkeyi yeni bir saflaşmaya ve kırılmaya taşıyacağının farkında. Nitekim kaybeden taraf olma ihtimali daha yüksek gözüken ‘hayır’cılar mücadeleyi çoğu zaman bel altından yürütüyor. Kullanılan en yaygın taktik, Anayasa değişiklik paketinin maddelerine ilişkin açıkça yalan söylemek... Bu söylemin en popüler cümlesi ise yürütmenin yargıya el koyacağı, bunun kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olması, hukuk devletini ihlal etmesi vs. Oysa yürütmenin yargı üzerindeki etkisi tam aksine azalıyor, örneğin Adalet Bakanı savcı ve yargıçların üzerine kendi müfettişlerini salamıyor, kendi isteğiyle soruşturma açamıyor. Yapılan değişiklik aslında yargı mekanizmasının genelinin üst yargıya müdahil olması ve bu sayede yargı ilk kez bağımsız olacak. Çünkü şimdiye kadar yargı mekanizması üst yargının ideolojik tahakkümü altındaydı. Bu durum üst yargının niçin bağımsızlığı hak etmediğini de söylüyor. Yargı kurulları hakemlik yapmak için varlar ve bu işlevi yerine getirmek üzere de tarafsız olmaları gerekir. Ancak tarafsız olan yargı kurullarının bağımsızlığı ‘kuvvetler ayrılığı’ yaratır. Oysa bizdeki üst yargı kurulları tarafsız değil ve bu nedenle de doğrudan siyasete soyunabiliyorlar. Ortaya çıkan sistem de zaten bu nedenle bir ‘hukuk devleti’ değil, ‘yargı vesayeti’ olarak tecelli ediyor.
‘Hayır’ diyecek olanlar, bu sistemin değişmemesini isteyenlerle, yargının gücünün azalmasının yürütmenin gücünü arttıracağından endişe edenlerden oluşuyor. Bu endişeyi ele almak üzere uç bir noktaya gidelim. Soru şu: Eğer ille de vesayetçi bir sisteme razı olacaksak, demokratik mekanizmalar yürürlükte olduğu sürece, acaba yürütmenin yargıya hükmetmesi mi, yoksa yargının yürütmeye hükmetmesi mi tercih edilmelidir? Eğer nihai tercihiniz gerçekten de demokrasi ise cevap açıktır: Tabii ki yürütmenin yargı üzerindeki hâkimiyeti diğerinden daha iyidir. Üç nedenle... Birincisi yürütmenin kararlarını etkileyebilirsiniz, ama yargının kararlarını etkileme şansınız yoktur. Hükümetlerin gündeminde olan her şey toplumsal tartışma konusudur. Buna karşılık yargının gündeminde olan konularda, yargının etkilenmesi cezaya tabidir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.