Herkes cambazın son adımını konuşuyor... CHP değişiyor görüntüsü için şart olan ‘askerin hesap vermesi gerektiği’ söylemi belli ki Kılıçdaroğlu’yu fazla sola bükmüş. Bu arada bütün gözler YAŞ toplantısında olunca, o da hemen sağa doğru bir kıvrılma yaparak “Ordu YAŞ kararlarını kendi teamüllerine göre alsın” deyivermiş.
Bu duruşun ilk duyuşta hepimizin gönlünü okşayacak bir yanı var. Her kurumun kararlarını kendi teamüllerine göre alması, bir sürekliliği, alışılmış olanın devamını ima eder. Böylece gelenekler muhafaza edilip bir sonraki nesillere devredilir ve ortaya güven duyulacak kurumlar çıkar. Ayrıca bu yaklaşım, söz konusu kurumların dışında olanların o kurumlara mesafeli durmasına, alınacak kararlara saygı duymalarına da yol açar ve kurum dışından gelebilecek ayak oyunlarını engeller. Dolayısıyla teamüllere uymak, yerleşik sosyal yapıların kültürel kodlarının korunması ve yaşatılması için hayati önemdedir. Bu bağlamda herkesin övgüyle işaret ettiği anayasasız İngiltere örnek gösterilebilir. Burada ‘kurum’ kavramı pratikte tüm toplumu ifade etmekte ve İngiltere halkının yazılı bir dokümana ihtiyaç duymadan, sadece teamüller üzerinden iç düzenini sağlayarak yaşayabildiğini göstermektedir. Osmanlı’nın millet sistemi de kısmen olumlu anlamlar atfedilen bir teamüle karşılık gelir. Buna göre her milletin kendi içişlerini kendi usül ve anlayışına göre düzenlemesi mümkün olmuş, teamüllere olan saygı toplumsal bir huzurun da temeli haline getirilmek istenmiştir.
Ne var ki olumlu örnekler bizim şu anki tartışmamızı aydınlatıcı nitelikte değil. Çünkü maalesef birçok kurumun hem kendisine, hem de dışındakilere zarar verecek teamülleri olabiliyor. Belirleyici olan kurumsal kültürdür... Teamüller kurumsal kültür içinde gelişir, yerleşir ve giderek o kültürün belkemiğini oluşturur. Kurumsal kültürün temel niteliğini, örneğin o kültürde yerleşik olan meşruiyet anlayışını, karar sistematiğini veya eleştiri algısını ise kuruma egemen olan zihniyet belirler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.