1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:20
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM 15.03.2009
Etyen Mahçupyan
Ulusalcıların Batı kanadı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Etyen Mahçupyan - Ulusalcıların Batı kanadı Etyen Mahçupyan - Ulusalcıların Batı kanadı Etyen Mahçupyan - Ulusalcıların Batı kanadı Etyen Mahçupyan - Ulusalcıların Batı kanadı Etyen Mahçupyan - Ulusalcıların Batı kanadı Etyen Mahçupyan - Ulusalcıların Batı kanadı Etyen Mahçupyan - Ulusalcıların Batı kanadı Etyen Mahçupyan - Ulusalcıların Batı kanadı
Etyen Mahçupyan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Türkiye siyasetini izleyenlerin en çarpıcı tespitlerinden biri, cemaatsel yapının belki de ilk kez ideolojik bir eksende ikiye bölünmesidir. Bu ideolojik eksenin en önemli unsuru Avrupa Birliği idi... Üyeliğe giden yol laik/dindar farklılaşmasını giderek arka plana iten siyasi bir gerilime de yol açtı. Bugün AB yanlılarını da karşıtlarını da her iki cemaatte bulmak mümkün. Son dönemde maruz kalınan asker müdahaleleri ve ardından gelen Ergenekon davası ise söz konusu bölünmeyi pekiştirdi.

Bu dönemde Batılılar da benzer bir savrulma yaşadı. Avrupa Türkiye’nin üyeliği üzerinden ikiye bölündü. Ama asıl ilginci Ergenekon davasının da yurtdışında benzeri bir anlam taşıması. Nitekim Türkiye’nin üyeliği konusunda ikircikli olan, meseleye laikçi bir çerçeveden bakanlar, askerin zayıflamasından ne denli mutsuz olduklarını söylemekten çekinmiyorlar.

Bu tür iki makale Le Monde Diplomatique (Türkiye)’nin son sayısında yayımlandı. The Washington Institute’un Türkiye direktörü Soner Çağaptay’a göre AKP ülkeyi hızla İslami bir zemine çekiyor. Türkiye’de “liberal siyaset akımı kaybolmakta” diyen yazara göre bu ülkede Yahudi karşıtlığı da yönetim tarafından kışkırtılıyor. AKP’nin liberal değerlerden uzaklaşmasını bir tespit olarak öne süren Çağaptay, bunun kanıtı olarak basında çıkan haber ve söyleşilere işaret ediyor. Sonuç olarak geldiği nokta ise Türk halkının artık daha az özgür ve daha az eşit olduğu...

İçi sanki özellikle boş bırakılmış bu ‘analizin’ neye hizmet ettiği çok açık. Batı’ya AKP’yi irticai bir unsur, bir tehlike olarak işaret etmeye çalışıyor. Ama garip olan bunu yalan söyleyerek yapması. Hükümetin eksik ve yanlış yaptığı şeylere gözümüzü kapayacak halimiz yok... Aynı şekilde, yönetime sinmiş olan ayrımcı ve ırkçı yaklaşımdan da tam olarak kurtulunmuş olmadığını gözlemliyoruz. Ama namuslu bakan herkesin teslim edeceği gibi bugün Türkiye daha az değil, her zamankinden daha çok özgür ve eşit. Üstelik bu yönde atılan her adımı AKP muhalefete rağmen attı. Türkiye’yi İslamlaştırdığı söylenen bu hükümet döneminde dindar kesimlerin dünyaya entegrasyonu hızla artarken, muhafazakâr cemaatte ölçülebilir bir sekülerleşme ve bireyselleşme yaşandı.

Sekülerleşmenin dinden uzaklaşma olduğunu sananların hayal kırıklığını anlamak mümkün. Ama Türkiye’de dindarlığını korumasına rağmen, bunu seküler bir günlük hayatın ve siyaset algısının parçası yapma pratiği ilk kez sosyal bir taban buldu. Kürtlerin, Alevilerin ve gayrımüslimlerin taleplerine ilişkin olarak ise, toplumsal beklentilerimiz ve standartlarımız açısından yeterli olmasa da, geçmişe göre daha samimi ve istekli bir hükümet ile karşılaştık.

“Türkiye’de liberal siyaset akımı kaybolmakta “ diyen Çağaptay, herhalde askerî vesayet rejimini ‘liberallik’ sanıyor. Oysa tam aksine AKP bugün Özal çizgisini devam ettirmeye hevesli olan tek parti ve sol tarafından da ‘neoliberal’ olmakla eleştiriliyor...

Washington Institute’un bir direktörü bu kadar cahil olabilir mi? Ben sanmıyorum... Çağaptay kendince ‘siyaset’ yapıyor. Ne var ki bu, insanları ahmak yerine koyan, ahlaksızca bir siyaset. Belki kandırılacak insan bolluğu olan bir çevrede yaşıyordur, ama artık Batılılar da Türkiye’yi biliyor ve bu manipülatif gözlemcilere ihtiyaçları yok.

Le Monde Diplomatique
’in seçtiği diğer yazar ise Avrupa Çalışmaları Merkezi Direktörü Avi Primor... Kendini ele veren bu hazin yazıda Primor askerin siyaset üzerindeki etkisinin azalmasından duyduğu üzüntüyü bizlerle paylaşıyor. Türkiye’nin anti demokratik ve arkaik bir rejim içinde yaşaması gerektiğini ima etmek onu hiç de rahatsız etmiyor. Makale “son yıllarda din, hatta köktendincilik yüce cumhuriyete geri dönmüştür” yargısı ile başlıyor. Cumhuriyete ‘yüce’ diyebilen bir bakışın günümüz Türkiye’sinde köktendincilik bulması, gülünç olsa da, şaşırtıcı değil. Çünkü laikliğin bir din mertebesine çıkarılması, dindarlardaki değişimi kavramayı da zorlaştırıyor.

Ne var ki Primor kendi bilgisizliğinin yarattığı korkulara teslim olan biri değil! Avrupa’yı uyarma görevini de yapıyor: “Osmanlı İmparatorluğu’nun son hayranları birçok kez tekrar nüfuz kazanmaya ve çağdaşlık ile laikliği engellemeye çalışmışlardır. Ancak her defasında bunlara haddini bildiren ordu olmuştur. Şimdi ise böyle bir durum artık geçerli değildir... AB’nin baskısı altında, ordunun devlet işlerindeki nüfuzu giderek kısıtlanmıştır... Böylece militarizmin azalması ve İslamcılığın artmasıyla Türkiye giderek Avrupa’dan uzaklaşıyor.”

Kısacası Türkiye’deki darbelerin niçin yapıldığını bile bilmeyen, bu ülkeyi yüzeysel olarak bile tanımayan, kafasındaki klişeleri sıralamayı analiz sanan bir cehalet örneği ile karşı karşıyayız. Bu yaklaşıma göre Türkiye’deki ‘İslamileşmenin’ sebeplerinden biri de, orduyu engelleyen AB’nin kendisi! Avrupa’dan uzaklaşmamak için ise daha çok militarizm gerekiyor!

Doğrusu bu hiç de beklenmedik bir tespit değil. Çünkü buna benzer önermeleri son dönemde çok duyuyoruz... Türkiye’deki ulusalcıların ve Ergenekon sanıklarının hepsi de böyle düşünüyor. Bugün hayali bir İslami tehlike üretmeye çalışanlar ya Türkiye’yi tanımayacak kadar körleşmiş durumdalar, ya da anti demokratik hevesleri uğruna etik kaygıları kenara itecek kadar ‘profesyonel’. Çağaptay ve Primor gibileri de boşuna direktör olmamışlar anlaşılan...

 

Diğer Etyen Mahçupyan Makaleleri:
  1. İçimizdeki Ugandalılar - 01.09.2010
  2. Ahmaklar dünyası - 29.08.2010
  3. Ahmaklar evi (2) - 27.08.2010
  4. Ahmaklar evi (1) - 25.08.2010
  5. Evet ama yetmez - 22.08.2010
  6. Boykotçular - 20.08.2010
  7. Utangaçlar - 18.08.2010
  8. ‘Efendiler’ ve ‘taşralılar’ - 15.08.2010
  9. ‘Evet’çiler ve ‘Hayır’cılar - 13.08.2010
  10. Boynuz - 11.08.2010
  11. Tel gericileri ve seyirciler - 08.08.2010
  12. Teamül - 06.08.2010
  13. Cambaz ip üzerinde - 04.08.2010
  14. Ölüm siyaseti - 01.08.2010
  15. Takiye - 30.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Ulusalcıların Batı kanadı - Etyen Mahçupyan
03.09.2010 06:20:35