Örgütlü solun geçmişle olan bağlantısı üzerinden kimlik arayış süreci, bir dizi tartışmaya yol açtı. Bunlardan biri de gazetemizin sayfalarında sürüyor. Daha önceki ‘Biraz cesaret’ ve ‘Biraz da samimiyet’ başlıklı yazılarıma Orhan Gazi Ertekin’den cevap geldi... Ne var ki bu metin, yazarın bizzat kendi açtığı yolda ilerleyemediğini gösteriyor. Çünkü Ertekin benim soru ve değerlendirmelerimin hiçbirine en ufak bir yanıt bile vermeye çalışmamış...
Toparlarsak birinci nokta Türkiye’deki solun dış dinamikten etkilenmiş olsa da, bu dışsal dünyayı kendi perspektifinden yorumlamış ve anlamaya çalışmış olmasıdır. Dolayısıyla 68 hareketi kendine özgü yerel bir algılamanın sonucu olarak şekillendi ve bu algılama da doğrudan bu topraklardaki siyasetin yüklenmiş olduğu zihniyetle bağlantılıydı. O nedenle söz konusu solun latent bir laiklik, milliyetçilik ve devletçilikle malul olduğu gerçeğini kabullenmekte yarar var.
İkinci olarak Deniz Gezmiş ile babası arasındaki yazışma, herhangi bir etki altında kalmadan, tarafların kendi insiyatifiyle ve samimi kanaatleriyle kaleme alınmış metinleri ima eder. Bunlardan anlaşıldığı kadarıyla Deniz Gezmiş kendisini fikriyatıyla gurur duyan bir kemalist olarak görmekte, babası ise İttihatçı ırkçılığı açıkça çağrıştıran bir dil kullanmaktadır. Tarihsel analiz bu kişilerin ‘niçin’ böyle düşündüklerini sorgulayabilir, ama söz konusu tespitin yapılmamasını talep edemez. Hele böylesine bir tarihsel olgunun ‘sol’ adına gizlenmesi, bizzat solun zihniyetini ortaya koyar.
Üçüncüsü, devletin yanında veya karşısında olmak aktivistin zihniyetini tanımlamaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.