Asırlık çınar Fauja Singh’i Toronto’da bitiş noktasını geçerken gördüğümüz an bu bir kamera şakası mı yoksa gerçek mi diye düşünmekten kendimizi alamadık; öyle ya 100 yaşındaki bir adamın dünyanın en güç sporlarından maraton koşusuyla ne ilgisi olabilirdi ki!
Şu an nerede bulunduğumuzun, hangi coğrafya da yaşadığımızın azıcık olsun kıymet-i harbiyesi yok zira su katılmamış bir Türk’üz; hâl böyleyken sahip olunan ânın tadını kaçırmama gibi bir haslet bizden beklenemez! Dememiz odur ki 100 yaşındaki Hintlinin 42 km, 195 metrelik parkuru 8.25.16 saatte bitirdiğini öğrendiğimiz an üç şey kafamıza gelip takıldı: Ülkemizde o yaşta birisi yolda koşarken görülse övgülere mi mazhar olur yoksa “Amca git torunlarını sev, bir değil iki ayağın tabutta, boş işleri bırak da tez elden Allah’tan af dile, koşacan da ne olacak sanki!” gibi sallamalara mı maruz kalır? Az daha sıksa birinci olacakmış; yazık ki altı saatlik farkı kapatamamış! Geçen sene ondan çeyrek yüzyıl daha genç babamızla İstiklal Caddesi’ni yürüyerek baştan sona bir kaç saatte bitiremezken, kaldırım üstünde karınca da dahil hiçbir canlıyı geçememişken; bu Hintli nasıl olur da 22 mil koşar, acaba doping mi kullandı yoksa o da yerli Rambo misali bazı yerlerde otobüse, metroya mı bindi?
Oysa anısına maratonun ihdas edildiği Yunanlı asker Pheidippides yattığı yerden kalksa gelse Singh’i alnından öpüp “Ben zaferi müjdelemek için mecburiyetten koşmuştum, oysa sen kendin için koşuyor, bununla yetinmeyip bir de günümüz insanına inceden inceden mesajlar veriyorsun” derdi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.