Biliyor musunuz, İbrahim adlı minik bir yavru geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız aramızdan ayrılıp sonsuzluğa yürüdü. Öldü diyemiyoruz çünkü 11 yaşında bir çocuk gerçek manada yaşamaya başlamamıştır ki “Benden bu kadar, oynamıyorum işte, verin misketlerimi!” protestosu yapıp, uzak diyarlara, şimdiye değin gidenlerin asla geri dönemediği yerlere alıp başını gidebilsin.
İbrahim neden ölmüş haberiniz var mı; kafasına direk düştüğü için! Genç-yaşlı, kadın-erkek demeden milyonları peşinde koşturan futbol topunun arasından geçeceği direkleri 21. yüzyılda hâlâ demirden yapan dangalakların yaşadığı bir ülkede doğma bahtsızlığına uğradığından şimdi toprağın altında yatıyor İbrahim.
Kadere ve Yaradan’a inanırız, hadiselerin perde arkasında göremediğimiz- bilemediğimiz- algılayamadığımız gerçeklerin, ince hesapların bulunabileceğine yeri geldiğinde rıza gösteririz. Ne var ki kulların göz göre göre yaptığı hataların, yediği herzelerin ilahi makama tevdi edilerek sorumluların kendini kurtarmaya çalışmasına tanık olmaktan bıktık usandık.
1986 senesinde A Milli Takım’ın İstanbul’da Galatasaray tesislerinde yaptığı idmanda portatif kale direği iki kez kafamızı teğet geçerek yere devrilince nurlar içinde yatsın Coşkun Özarı’nın yüzü bir anda solmuş, hoca antrenmanı yarıda kesip otelin yolunu tutturmuştu. 1987 yılında yine Milli Takım’ın bu kez İzmir Atatürk Stadyumu’nda yaptığı idmanda benzer olay vukuu bulmuş ama diğer kaleci bizim kadar şanslı olamadığından üzerine düşen direkle istemeden kafasının sağlamlığını test etmek zorunda kalmıştı!
1980’li, 1990’lı yıllarda beton zemin üzerine bir iki cm’lik halı serilerek açılan sahalarda şimdiye değin kaç bin insanımızın yer üstünden yer altına yollandığını bilemesek de tahmin etmesi zor değil.
Yazının devamını okumak için tıklayın.