Senelerdir “Bir daha bu konuda yazmayacak, acıları depreştirmeyecek, yalnızca rahmetlileri dualarda anmakla yetineceğiz” diye kendimize söz verip, 365 gün sonra cayıyoruz.
Hayatın en kesin gerçeği ölümün kırmızı-beyazlı formayı giyen güzel insanların üzerinden geçip gitmesinden bu yana tam 23 sene geçmiş. Çoğu 20’li yaşlarda gençlerin birkaç istisna dışında hemen hepsi yürüyerek, güle oynaya bindikleri kulüp otobüsünden yaklaşık iki saat sonra ellerde, omuzlarda aşağıya inecek; kimi hastanenin kimi morgun yolunu tutacaktı.
Kimimiz kariyerini, kimimiz organlarını, kimimiz umudunu kaybederken en ağır faturayı Nuri Hoca, Mete, Muzaffer, Tomiç, Asım Abi ve kamyon şoförü ödeyecekti. En şansızlarımızsa galiba o külüstür otobüsün içinde yorulmak bilmeyen bacaklarını kaybederek çıkan kaptan Emin’le, hayatını tek kolla sürdürmeye mecbur kalan Erol olacaktı.
Asıl darbeyi yaşamdan kopup kara toprağın altına girenler ve onların geride bıraktığı aileleri öderken, kulübeyse sanılanın aksine bir şey olduğu yok. Samsunspor yine layık olduğu yerde, Süper Lig’de mücadelesini sürdürüyor; aynen 1958’de yaşadığı büyük trajedinin ardından Manchester United’ın da sürdürdüğü gibi. Ki düşünün hâlihazırda dünyanın en büyükleri arasında ilk beşte yer alan United, sekiz oyuncusunu kaybettiği halde sayılı günlerin ardından genç takımdan, diğer ekiplerin boşta kalan futbolcularından takviye alıp deneme yaparak; evet yanlış okumadınız koca United “try out” denen seçmelerle kadro oluşturup yardımcı hoca Jimmy Murphy’in gayretleriyle lige devam ederek, âleme nasıl büyük kulüp olunur dersi verdi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.