Hani olacağından değil ya, bir gün topraklarımızdan dünya çapında şöhrete kavuşacak bir futbolcu yahut kaleci çıkabilir mi derseniz, deriz ki zor ama mümkün. Aynı soruyu teknik adamlar hakkında sorduğunuzda ise cevabımız kısa ve net olacaktır; asla!
Çünkü teknik adamların başarısı oyuncuların kalitesinden ve sahip olduğu değerlerden önce yöneticiler ve yönetim anlayışıyla alakalıdır; ve Türkiye’nin her saha da idareci yetiştirme zafiyeti vardır. Elde edilen başarıların yerli hocaların başını kolay döndürmesi ile kendilerini yenileme hızının yavaşlığı da cabası.
İsterseniz 80’li yılların Milan’ına uzanıp Sacchi’nin göreve başladığı günleri mercek altına alalım. Profesyonel futbol oynamayışı bir yana, 41 yaşında Milan’ın patronluğuna getirildiğinde hayli zayıf backrounda sahipti Sacchi. Yoğun eleştiri bombardımanı altında ilk maçı Fiorentina’ya karşı San Siro’da kaybettiğinde, yerkürenin gördüğü en büyük golcülerden Van Basten alışılagelmedik biçimde, hayli ağır ifadelerle onu tenkit edecekti. Ne var ki Milan Başkanı Berlusconi (ülkemizde başbakanlığından çok dillere destan kazanovalığıyla tanınıp bilinen çapkın İtalyan!) yerli malı yöneticilere nispet yaparcasına şu sözleri fısıldayacaktı: “Bildiğin yolda devam et çünkü o doğru yol.”
Sacchi diyor ki “Başkan’dan desteği alır almaz yaptığım ilk iş bir sonraki maç Van Basten’i yedeğe çekmek oldu. Hollandalı yıldız kulübedeyken ‘Ben neden buradayım?’ dediğinde ‘Geçen haftaki maçla ilgili sözlerinden belli ki sen taktikten, teknikten çok iyi anlıyorsun.
Yazının devamını okumak için tıklayın.