Fenerli dostlar geçirdikleri sıkıntılı günler sebebiyle bir konuyu algılamakta güçlük çekiyor. Diyorlar ki, “Neden biz? Herkesin ne tür herzeler yediği az çok bilinir ve tahmin edilirken niçin Türk futbolunda onlarca yılın biriktirdiği kirler üzerimize yıkılmaya çalışılıyor?”
Fener sevdalıları böyle düşünmekte haksız değil, lakin başkasının iş üstünde yakalanmamış oluşu onca ses kaydını, konuşmayı, pazarlığı boşa çıkarmaz ki? Elbette arınmadan bahsedeceksek tüm kulüpleri, sistemi, eski-yeni demeden tüm defterleri mikroskop altına alıp ayrımcılık yapılmamalı, kamu vicdanı yerle bir edilmemeli. Ama lütfen siz de kabul edin, –amaçları ne olursa olsun–, yöneticileriniz legal sınırın dışına çıkmış ve gözünüzden dahi sakındığınız kulübünüzü yanlış kulvarlarda koşturtmuş; bunu savunma gayreti size yakışmıyor.
Fener camiasının ne denli güçlü olduğu herkesin malumuyken elde kuvvetli deliller bulunmadıktan sonra kulübünüze karşı bu denli kapsamlı soruşturma açılamayacağını tahmin etmeliydiniz. Şaka değil Fener bu; milyonlarca oy, sadece adı süper olan ligin geleceği, naklen yayınların kaderi, ona karşı o hafta mücadele edecek takımların geçici de olsa madden soluklanması demek!
Diğer önemli bir husussa, –yanlış anlaşılmasın–, hiçbir spor adamını demir parmaklıklar arkasında görmeyi istemeyiz istemesine de niye örneğin Aziz Yıldırım içerde de Nihat Özdemir değil, niçin Şekip Mosturoğlu evinde değil de Ali Koç günlük hayatına devam ediyor? Ne yani o asırlık kulüpte olup bitenler yalnızca Yıldırım, Mosturoğlu, Turan’ın başının altından mı çıktı?
Bazı basın organlarında oldukça süslü kelimelerle Fener başkanlığına yakışacağı iddia edilen Ali Koç’un durumu da ilginç.
Yazının devamını okumak için tıklayın.