Bizim kuşağın seyrettiği uzak ara en iyi libero İtalyan Baresi’nin gördükleri ve yaşadıkları ekseninde yaptığı en iyi on bir listesine bakınca iki eski dostla, Roberto Carlos ile Rijkaard’la karşılaştık ve gülümsemekten kendimizi alamadık. Merasimle getirip dövmekten beter edip geri gönderilişlerini hatırlayarak!
Baresi kaleye Buffon’u koyarken defans hattını Cafu- Nesta- Maldini- Roberto Carlos’tan, orta sahayı Figo- Rijkaard- Zidane- Giggs’ten kurup forvet hattınaysa Van Basten ile Maradona’yı yerleştirmiş. Nesta’yı çıkarıp kendi adını eklese ideale hayli yakın bir takım tertibi denebilirdi tercihlerine. Elbette en iyiye karar vermek kimsenin inhisarında olmadığı gibi öyle bir şeyin varlığını iddia etmek de mantıklı değil. 2000 sene önce “Büyüklüğün belirli bir ölçüsü yoktur, yükselten ve alçaltan şey kıyaslamadır” diyen filozof, konuyu ne de güzel netleştirmiş.
İtalyan liberonun hoca seçimiyse şaşırtıcı çünkü onlarla birlikte büyük başarılara imza attığı Sacchi ve Capello’yu değil, ikisinin sentezi diye adlandırdığı, üstelik de birlikte çalışmadığı Ancelotti’yi zirveye yerleştiriyor. Baresi’nin objektifliğine, tarafsızlığına hayran olmamak elde değil çünkü ülkemizde müzik- edebiyat- spor- sanat- kültür derken her alanda alenen yapılan kritikler, değerlendirmeler muhakkak birilerini gücendirdiğinden politik davranmak zorunludur!
Ligin zirvesindeki Galatasaray’ı ele alalım isterseniz. Sizce herhangi bir Türk futbolcunun “Çalıştığınız en iyi hoca kimdir” sorusuyla uzatılan mikrofona Fatih Terim’den gayrı bir isim söyleme şansı var mıdır? Konu elbette Galatasaray ve Terim’le sınırlı değil; iddia sahibi hiçbir hoca futbolcularının başka bir teknik adamı daha iyi diye nitelemesine hoşgörüyle bakmaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.