Korkak, basiretsiz, çapsız insanlar ile yozlaşmış sistem maalesef ağır bastı ve Türk futbolu günahlarıyla yüzleşme, arınma, yeniden var olma savaşını kaybetti; üstelik mutlu sona o kadar yaklaşmışken.
Genel çoğunluğun aksine biz tıkanıp kalan soruşturmayı “Tüm kulüplerin kıyısından köşesinden de olsa şike-teşvik-doping üçlüsüyle kurduğu içlidışlı ahbaplığa, başkalarının yarasını kaşırsam sonra birileri de benimkini kaşır!” endişesine bağlamıyoruz.
Futbolun üzerine çöreklenmiş insanların ahlaki zaafları, Federasyon’un acizliği, kalemşorların inceden inceden zalimi mazlum gösterme çabası değildir bugün üstlere serpilen ölü toprağının nedeni. Öteden beri dillendirilen “kara parayı aklama, gücü elinde tutma, futbolun büyüsüyle diğer işleri yoluna koyma” dahi, son derece kararlı başlayan ve daha ilk dakikadan toplumun büyük desteğini kazanan böylesi derin soruşturmanın bir anda gücünü ve albenisini yitirmesini açıklayamaz. Şüphesiz andığımız hususların unutturulmaya çalışılan şike tahkikatıyla yakın ilişkisi mevcuttur, lakin sanki dikkatlerden bir şeyler kaçırılıyor gibi.
Oldum olası futbolu yönetmeye talip olanların hatırı sayılır çoğunluğunu sempatik bulmamış, yaşanan garabetleri sıklıkla onlarla ilişkilendirmişizdir. Kulüpler bugün borç batağında boğulmak üzereyse, harcanan onca paraya rağmen kayda değer başarı gelmiyorsa, kimse kimseyi gerçek manada sevmiyorsa ortaya çıkan hazin manzarada aslan- kaplan- sırtlan- çakal payı yönetme sanatından bihaber yöneticilerindir.
Ama şimdilerde gördüğünüz gibi o kendilerini mühim adam zanneden kimi müsveddeler şikeyi suç olmaktan çıkarma uğraşını veriyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.