İnanılmaz güzellikte enstantaneler sıkça yaşansın, seyirci hop oturup hop kalksın, kahvehanelerde, sokaklarda muhteşem röveşatalar- voleler- bel kıran çalımlar anlatılıp dursun; iki maç golsüz bitince muhabbet baymaya başlar. Çünkü golsüz futbol hasat edilmemiş tarla gibidir.
Gol bu derece mühimken atan ve attıranların el üstünde tutulmasından doğal ne olabilir derseniz, itiraz etmeyiz. Yeter ki Spor Toto Ligi’nde gollerin oluşumda kalecilerin üstlendiği rol karambola gitmesin! Kanaatimiz odur ki “Yayıncı kuruluş ile Federasyon yerli- yabancı eldivenlerin parasal yükünü kulüplerin sırtından alıp üstlense dahi misafirperver kalecilerin hakkını ödeyemez!”
Sadece 21. haftaya üstünkörü bakıldığında “Kayseri’li Navarro’nun Alex’ten, Trabzon’lu Tolga’nın Jahiç’ten, Antalya’lı Sammy’nin Almeida’dan, Bursa’lı Carson’un Cihan’dan, Beşiktaş’lı Cenk’in Tita’dan yediği” derken yığınla golün üç direk arasını bekleyenlerin hediyesi olduğu görülecektir. Kalecileri bu denli cömert kılan, üzerlerine vazife olmayanları yapmaya iten sebeplerse izaha muhtaç!
“Navarro’yla Tolga tamam da Sammy, Carson, Cenk ne yaptı ki? Sammy’nin yediği gol Deniz’in hatasından gelirken Carson’la Cenk penaltıya teslim oldu” diyorsanız siz kalecilikten anlamıyorsunuz demektir! Sammy’nin Deniz’in topla kale çizgisine doğru yöneleceğini hissedip erkenden uyarması, risk aldırmaması gerekirdi. Dahası topun değişen konumuyla eşzamanlı pozisyon alabilse kolaylıkla Deniz’in hatasını da kapatabilirdi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.