Her ne kadar Mihaloviç yeşil sahaların aykırı ismi Mourinho’ya “Futbol oynamamış birinin bazı şeyleri anlaması beklenmemeli” diye sataşıp, ondan “Jokey olmak için önce at mı olmak gerekiyor” diye muhteşem bir karşılık aldıysa da, Tevez’i tenkit etmek isteyenlerin daha katmerli ve güçlü dayanaklara ihtiyacı var.
Gösterdiği yüksek performansla taraflı-tarafsız herkesin saygısını kazanmış, West Ham ve Manchester United’da geçirdiği üç sezonun akabinde 2009’da geldiği Manchester City’de 91 maçta 53 gol atmış, daha üç ay önce bonservisine 40 milyon pound değer biçilmiş bir oyuncudan bahsediyoruz. Böyle bir futbolcunun verdiği tepkiyi anlamak için empati yapmak yetmez; o çarkın dişlileri arasında yoğrulmak da gerek.
O tarz bir oyuncuyla sıradan bir kramponun yedek soyunması arasında dağlar kadar fark vardır. Büyük futbolcuların egosu da büyüktür ve onları sebep ne olursa olsun, ne kadar haklılık payı bulunursa bulunsun Tom Amca’nın kulübesinde oturtmak zordur, zapt etmek de. Bakın yıldızları tribüne gönderdiğinizde canlarını yedek bırakmak kadar yakamazsınız, zira saha dışında beklemeye aranırsa mazeret bulunur. Yedek kulübesine oturttuğunuz andan itibarense herkes anlayacaktır ki ortada sakatlık yok; formsuzluk, kişisel sorun ya da ‘altın makas’ hadisesi var! Kulübeyi hazmetmekse flaş oyuncular için ne zordur bir bilseniz.
Tevez gibi meşhur ve vazgeçilmez değildik top tutmaya çalıştığımız günlerde; ama yine de oynamamak öyle acıtırdı ki içimizi. Tevez kadar ünlü bir arkadaşımızsa hiç olmadı; hoş nasıl olacaktı ki; var mıydı ki öyle bir şans; yurt içinde kolay para kazanmanın dayanılmaz cazibesi dururken yurtdışını tercih edip dil öğrenme zorluğuna, mantı- çiğ köfte- lahmacun özlemine katlanmak, ayrıcalıkları kaybetmek kolay mıydı!
Tevez Bayern Münih maçında oyuna girmeyi reddetti diyenler var, oyuna girmek isterken Mancini kendisini yeniden ısınmaya gönderince protesto etti diyenler var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.