Davayı bitirdiler ama vicdanları bitiremediler...
Hrant’ın mahkemesi kamuoyunun önüne atılan bir-iki maşaya verilen cezayla sona erdi. Ama ilginç bir şekilde, gerçeği bütün kapatma çabalarına rağmen, bu mahkeme kendini ifşa etti. Bütün sessizliğine rağmen, mahkeme bütün arka planını açığa çıkardı. Bütün alaycı sessizliğine rağmen, bu mahkeme –konuşmadan– çok şeyler konuştu.
Bugün artık biliyoruz; Hrant’ın katlini ve arkasındaki Ergenekoncuları, “ara kademe maşaları” yani Kerinçsizleri, Erenerolları, Küçükleri vs. saklamasına rağmen, bu mahkeme, cinayetin arkasında devletin –en azından devletin içindeki iç içe geçmiş güçlerin bir kısmının, onların bir koalisyonunun– olduğunu gösterdi bize.
Devletin içindeki o “koalisyonun” bu memleket için kurduğu tezgâhlar, oyunlar hiç bitmedi. Çünkü karmaşık ilişkiler yumağı olan, ama her şeyden önce çıkar savaşlarına dayalı ve o savaşlardan oluşmuş bir çıkar yumağı olan bu devlet tahakkümünü sürdürmek için çok fazla gerçeği örtmek ve bizi inandırmak zorunda...
Mesela bu memlekette Kürt olmadığına inandırmak istedi bizi. Binlerce insanın kanını döktü ve hiçbir şey olmamış gibi yaptı. Bu memleketin dindar insanlarının dininin “hurafelerle”, “orta çağ karanlığıyla” dolu olduğuna inandırmak istedi; laikliği bir din gibi yaşatmak için ikna etmeye çalıştı bizi. Ve tabii ki, 1915’te, önceleri “hiçbir şey olmadığına”, daha sonra ise “aslında Ermenilerin bizi kestiğine” inandırmaya çalıştı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.