Fransa’da “Ermeni soykırımını inkârı suç sayan” yasa tam zamanında geldi... “Milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda” yani!
Milletvekili maaşları ve şikeye hoşgörü mevzuları dışında ilk defa, iktidar partisi ve iki muhalefet partisi biraraya geldiler. Onlara “sivil” toplum örgütleri de dâhil oldu; “milli birlik ve beraberliğimiz” sağlandı yani...
Fransa’da da ise Kibir ve kompleks abidesi Sarkozy de vaziyeti kurtardı...
Öncelikle, bilgisizlikle malul insanları yargı-parlamento kararıyla “adam etmeye” çalışmak totaliter ya da en hafif tabiriyle tepeden inmeci, otoriter bir zihniyeti yansıtıyor.
Pratikte ise, Fransız Parlamentosu’nun aldığı bu karar, nihai olarak Türkiye’de Ermeni meselesine dair atılması gereken adımları daha da zora sokuyor, milliyetçi kutbu güçlendiriyor; ikili ayrımlar (soykırım- sözde soykırım) temelinde, “meseleyi” kimlikler arasında kazanılacak maça dönüştürüyor.
Peki Ermeniler? Yani karşılıklı olarak reel politikanın hükmünün, çıkarların, ulusal boy gösterilerinin sürdüğü bu yasayla, dünyanın dört bir yanına dağılmak zorunda kalmış Anadolu Ermenileri? Hafıza, vicdan, ahlak?
“Cepheleşen” bir durumda Türkiye’nin yürütmekte olduğu ve “tarihimizin temizliği” teziyle sürdürülen kampanyaya, “reel politika” çerçevesinde, çıkarların bir “tehdit unsuru” olarak kullanılmasına ne demeli?
Sarkozygillerin göz yaşartan çabalarına karşı dışarıda verilen savaş, içerideki “milli birlik ve beraberliğimize” muhteşem bir katkı sağlayacak...
Türkiye’de “milli birlik ve beraberlik” fikri esas olarak bir modele uygunluk anlamına geldi. Yani tepeden aşağıya vazedilen ve dayatılan bir “çağdaş ve de makbul vatandaşlık” modeline herkesin uyması gerekiyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.