“Siyah-beyaz” ikilemi, gerilimi Taraf’a da sirayet etti. Bir hastalık gibi adeta... Her yeri işgal ediyor. Ya oradasınız ya burada...
Şüphesiz, sadece biyolojik varlıklar olmadıkları için, tek başlarına kaldıkları zaman ölüme mahkûm olan ve bu yüzden topluluklar halinde yaşayan insanlar her zaman kendileri için anlamlı dünyalar kurarlar. Ve hayatı yaşamak için, bulundukları hali anlatan “temsiller”, “özetler” üretirler. Bu temsiller ve onu besleyen normlar, değerler, semboller ve diller insanların birlikte yaşayabilmeleri için, bir tür kılavuz niteliği taşırlar.
Bu temsiller insanın, hayatın, insan ilişkilerinin karmaşıklığını basitleştirir; bir düzene ihtiyaç duyan “biz” duygusunu güçlendirir ve bizi “başkaları”ndan ayırır.
Ancak düzen güç ilişkileriyle ortaya çıkar. İnsan topluluklarında daha güçlü olan ve kendi çıkarlarını koruma ve çoğaltma peşinde koşan kesimler, sınıflar, zümreler, birlikte varolmak için gerekli olan “bilgi”yi kontrol etmek üzere her türlü iktidar teknolojisini, manipülasyonu kullanırlar. “Doğru”yu ve “yanlış”ı; “iyi”yi ve “kötü”yü tanımlarlar.
Öte yandan, insan topluluklarındaki tekil insanların birbirleriyle mutlak olarak örtüşmeyen ihtiyaç, dert, çıkar farklılıkları olduğu için, en basit haliyle insanlar başkalarıyla iç içe geçen özellikler taşısa da, aslında biricik oldukları için, “doğru”nun ve “iyi”nin tanımı etrafında müzakere, gerilim ve çatışma sürer. Yani o insan topluluğunda sadece en güçlü görünen kesimler değil, bulunduğu konumu güçlendirmek isteyen her insan da, elinden geldiğince, benzer bir müzakerenin ya da gerilimin parçasıdır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.