
Çağın, modanın ve toplumsal doğruyu belirleyen mercilerin yarattığı güzellik standartlarının dışında kalanları korumak için “huyu güzel olsun” deyimini yaratan toplumun bireyleriyiz biz... Güzelden anladığımız kadar standart dışına da sahip çıktığımızı söyleyecek kadar ikiyüzlüyüz yani. Bizler dış güzelliğe değil iç güzelliğe bakarız. Aslında sadece bizi tercih edenleri güzel ve iyi tercih etmeyenleri ise muhakkak kusurlu buluyoruz.
Oyun yazarı, senarist ve yönetmen Neil LaBute’un üçlemesi de işte bu konu yani “güzellik” üzerine kurulu. Şeylerin Şekli, Şişman Domuz ve Zorla Güzellik’ten oluşan üçlemenin tamamı bu soruna odaklanıyor. Güzel nedir, güzelliğin standartlarını kim belirliyor ve bu kısaslara uymayanlar toplumsal yaşamın neredesinde duruyor... Ya da diğerleri onlara nasıl bakıyor... Oyunlarda karakterler bazen gönül gözüyle bakıp gerçek güzelliği buluyor, bazen de toplumun baskısına yenik düşüyorlar... Kazanan ve kaybeden çok güzelliğin ne olduğu önemli olan. Kısacası Neil LaBute toplumun ikiyüzlülüğünü ortaya çıkarmaya çabalıyor... Ama bunu başarıyor mu? İşte bundan emin değilim...
Üçlemenin bir parçası olan Şişman Domuz’u geçen yıl Bakırköy Belediye Tiyatroları sahnelemişti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.