Kayıp forma – Dikkat edin, orada Galatasaray formasına hakaret etmiyor, tam tersine onu savunuyor. Adnan Sezgin’in bohçacı kadın edasıyla özene bezene önüne serdiği garabete bakıp “E Galatasaray forması nerede” diye soruyor. Taşı gediğine koymak diye işte buna denir. Demek ki, ortada bir kayıp forma söz konusu. Bu sorunun muhatabı elbette, taraftarı söğüşlemek için her sene yeni cicili bicili formalar çıkaranlardır. Arda isyanında yerden göğe kadar haklıdır.
Dokunaklı ses – O görüntülerin hüzünlü bir müzik eşliğinde sunulmuş olması ne kadar ilginç, ne kadar manidar. Spiker sanki ortada büyük bir insanlık suçu varmış gibi dokunaklı bir sesle yorumluyordu Arda’nın küfürlerini. Had safhada ajitasyon yani. “Yağlı urganları kapın gelin arkadaşlar!” demenin bir başka şekli. Burada asıl kıyasıya eleştirilmesi gereken şey Arda’nın küfürleri değil, bu kışkırtıcı hamasi sesin kendisidir. O kaypak sesin ipliği pazara çıkarılmadığı sürece bu ülkede hiçbir şey düzelmez.
Kutsal – Arda neden ayıplanıyor? Formaya küfretti diye. Yani kutsala dokundu. Arda herhalde şunun farkında değil; bu ülkede insanlar değil, kutsallar esastır. O yüzden insana dokunan katiller kahraman veya kader kurbanı muamelesi görürken kutsala dokunan dürüst kafalar vatan haini ya da din düşmanı ilan edilirler. Kemalistler Atatürk’e toz kondurtmazlar, Müslümanlar dinlerine fiske vurdurtmazlar, milliyetçiler “şanlı tarihimize” yan gözle baktırtmazlar. Ama demokratik hak ve özgürlükler, insan hayatı, toplumsal barış, sömürü vb. söz konusu olduğunda o hassasiyetin yerinde yeller eser.
Hakem – Bu ülkede hakem hatası sineye çekilmesi gereken bir talihsizlik olarak değil, isyan edilmesi gereken bir adaletsizlik olarak görülüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.