Ne maçtı ama! Günlerce mavra çevrilebilecek kadar konu çıktı. Bir Beşiktaşlıyla bir Fenerli aynı hücreye kapatılsalar herhalde birkaç yılı sırf bu maçla eritebilirlerdi. Almeida’nın kaçırdığı golden tutun da protokol tribünündeki tepişmeye varıncaya dek çeşit çeşit mevzu.
Fenerbahçe neden ilk 30 dakikada oyunun tek hâkimiydi? Elbette Dia, Niang ve Santos’un ıssız bir koridoru andıran soldan cümbür cemaat hızla bindirmeleri bunda büyük etkendi. Ama bence, asıl sebep Toraman ve Ferrari’nin kendi onsekizlerine doğru geri çekilerek Necip ve Ernst’i yalnız bırakmalarıydı. Simao, Quaresma ve Almeida’dan oluşan öndeki üçlünün rakip savunmaya yeterince basmayışı Emre’nin yüzünü rahatlıkla Rüştü’ye doğru dönmesini sağladı. Niang, Dia, Alex ve Santos oyunu sol tarafa yıkarken Topuz da ters taraftan topsuz koşularla ceza sahasına iniyordu. Bu esnada Necip ve Ernst bin parçaya bölünmüşlerdi, kiminle boğuşmaları gerektiğini bir türlü kestiremiyorlardı. Beşiktaş’ın imdadına, Dia’nın beceriksizliği, Emre ve Selçuk’un ileri çıkmaktaki isteksizlikleri, Rüştü’nün müthiş kurtarışları ve taraftarın eşsiz desteği yetişti.
Beşiktaş nasıl dirildi? Sayısız depar atan Dia ile Niang’ın yorulması, Toraman ve Ferrari’yi cesaretlendirdi; onlar öne çıkınca Necip ile Ernst’in yükü hafifledi. Bu arada Fenerbahçe hücum mu edeyim savunma mı yapayım ikilemine düşmüştü bile; sol taraf çıkalım derken sağ taraf hele dur bakalım diyordu. Böylece onların da dengesi bozuldu. Simao ile Quaresma’nın hareketli oyunu baskıyı doğurdu.
Almeida o golü nasıl kaçırdı? Büyük bir ihtimalle yanlış bir düşüncenin kurbanı oldu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.