
Bu topraklarda devlet eliyle gerdeğe girmek köklü bir gelenektir. “Ağanın eli tutulmaz” sözü de işin amentüsüdür. Yani Galatasaray’ın yeni bir stat için hükümete avuç açması ne kadar doğalsa, Başbakan Erdoğan’ın bol keseden ulufe dağıtması da o kadar sıradan bir şeydir, çünkü bu ülkede ezelden beri işler böyle yürür, çünkü karşılıklı çıkarlar bunu gerektirir: “Sen beni gör, ben de seni göreyim.” Ama damat açısından bu yöntemin sakıncaları hiç yok değildir hani. Bir defa başlık parası takside bağlanmıştır, gelinin tapusu ağadadır, hem de sittin sene; düzenli ödesen bile en ufak bir terslikte onu geri alacaktır. Bu tehdit damadın üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanır. İşte Seyrantepe’deki “Düğün Gecesi”nde olup bitenlerin özü budur: Tek damla alınteri dökmeden iş sahibi olmaya çalışan burjuvaziyle, iktidar alanını genişletmek için ihsan dağıtan hükümetin arasındaki ahlaksız ilişki bir kez daha gözler önüne serilmiştir.
Hakikaten, muhteşem ucube bir ülke burası. Cülus bahşişi verilmesini emreder gibi stat dikilmesini emreden bir başbakan var. Üstelik yuhalanınca tehdidi basacak, aba altından sopa gösterecek kadar zorbalaşan bir başbakan. İma çok açık; paşa gönlüm istedi mi stadı tekrar elinizden geri alırım. Zaten “Ali Sami Yen de devletindir, milletindir”. Böylece geri dönüş yolunu kapatarak Galatasaray’ı tam kıskaca alıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.