İnkâr zorbalığa tabidir. Bu nasıl bir devlettir böyle? Habire kendi evlatlarını öldürüyor. Bitmez tükenmez bir faili meçhul cinayetler silsilesi. Aslında fail belli, lakin adı kayıp. Hrant Dink’e suikast yapılacağını sağır sultan bile duymuş. Devlet bir spor kulübüne nasıl sıfır kilometre stat tahsis etmişse, katillere de aynen öyle lojistik bir destek sunmuş. Herkesin herkesten haberi var. Cinayet haberi ayyuka çıkmış. Devletin bütün birimleri üç maymunu oynamış. Ama ne hikmetse, şimdi ortada suçlu yok. İnkâr yiğitliğin şanındandır, herhalde ondan.
Cinayeti planlayanların da saklayanların da derin devlet olduğu konusunda herkes hemfikir. Kendimizi kandırmayalım, derin devlet filan yok, devletin kendisi tepeden tırnağa derin. Aksi takdirde, dört bir tarafa yuvalanmış gizli çeteler böylesine fütursuzca fink atamazlardı. Hani nerede aklı ve vicdanı hür polisler, savcılar, yargıçlar? Adnan Polat’ın gücü nasıl ancak hakemlere yetiyorsa, onların da cürmü ancak savunmasız insanları yakıyor. Hadi derin bir oluşum var diyelim, peki diğerleri neden bu kadar sessiz? Sakın aynı kaba işedikleri için olmasın?
Osmanlı’nın yıkıntısı üzerine kurulan bu devlet ta en başından beri kendini korumaya planlanmış. O yüzden dünyanın her yerinde milletin bir devleti vardır, bizdeyse devletin bir milleti; inanmayan, Anayasa’yı açıp iyi okusun. Ama işin kötüsü, devlet milleti de kendisine göre dizayn etmeyi çok iyi başarmış. Etraf Hrant Dink’in katillerine alkış tutan insan müsveddesi kaynıyor. Tribünlerde “Yasinlerle çıktık yola, Ogünler yakın” diye pankart açanlar, sokaklarda marifetmiş gibi göğüs gere gere beyaz bere takanlar hiç de az değil.
Yazının devamını okumak için tıklayın.