Bu ülkede taraftarların ortak ruh hali paranoyadır: Bütün rakipler bizim takımın kuyusunu kazmak için sinsice dolaplar çevirirler. Herkes bizim altımızı oyar. Lanet olsun, yağmur bulutları bile bize karşıdır. Yenildik mi? Ya asıl rakibimiz teşvik primi göndermiştir ya da hakemi satın almıştır. Stoperimiz kırmızı kart mı gördü? Rakip oyuncu mutlaka onu tahrik etmiştir? Göz koyduğumuz bir golcü başka bir kulübe mi gitti? O hain kulüp kesin onu ayartmıştır. Bizimse hilemiz hurdamız yoktur. Tek bir isteğimiz vardır, o da iyi top oynamak. Ha oyuncumuz kendini yalandan yere mi atıyor? Olur canım böyle şeyler, futbolda bunlar da var. Doğruluktan milim şaşmayız. Zaten tek suçumuz da budur. Ha arada biz de elle kolla gol atarız, ama o kadarı da olsun di mi? Hem bizim de çok canımız yandı.
İşte rakibe üçkâğıtçı gözüyle bakan, kendisine her türlü hilebazlığı, cazgırlığı hak gören bir ruh hali.
Ben bu paranoyak ruh halini bir yerden tanıyorum. Dilimin ucunda. Dur bakalım, çıkarabilecek miyim?
Malum, öküzün altında buzağı aramak milli sporumuz. Kasımpaşa cumartesi akşamı Fenerbahçe’ye kafa tutunca nur topu gibi bir buzağımız daha oldu. Canla başla mücadele eden oyunculardan biri de Sancak’dı. Vay sen misin bu densizliği yapan! Nitekim Aziz Yıldırım daha tribünde olayın adını koymuş: “Adama bak, ben biliyorum zaten bu Sancak hasta Beşiktaşlı. Baksanıza nasıl giriyor, sert müdahaleler bunlar... Sakatlayacak bizim çocukları.” Haklı vallaha, eğer bir insan hasta Beşiktaşlıysa, mutlaka kasti tekme atar! Beşiktaşlı mısın, haysiyetsiz herifin tekisindir, her türlü melanet senden beklenir! Peki, aynı düz mantıkla sorarsak eğer, başka takımlardaki hasta Fenerli futbolcular da Trabzonlu ve Bursalı oyuncuları sakatlamak için sert giriyorlar mı? Tövbe, hiç öyle şey olur mu? Bu adiliği bir Fenerli asla yapmaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.