Misimoviç – Galatasaray’da kurban bayramı hiç bitmez. Pisboğaz ilahlar yılın 365 günü açtır. Şimdi gene acilen birilerinin gırtlağına bıçak dayamak gerekiyordu, Misimoviç’i buldular. Zavallının ne türden bir suç işlediği de belirsiz. Ama zaten “kurban” tanımı gereği günahsızdır; başkalarının günahını yüklenir. Hem Misimoviç “beni kesin” dercesine etrafa melül melül bakmıyor muydu? Üstelik gözünün üzerinde kaşı da var. Alın size ideal bir kurbanlık koyun. Misimoviç “ya, ben nasıl bir yere düştüm” diye hiç veryansın etmesin, onu buraya gelmeden önce düşünecekti. Övünmek gibi olmasın ama, bizim buralarda her koyun kendi bacağından asılır. Ah bir de kulağımızı, burnumuzu koparmadan kurban kesmeyi bir öğrenebilsek, işte siz o zaman görün bizi.
Adnan Polat yönetimi – Yöntem çok basit: Her maçtan önce birini gönderiyorsun, böylece takım silkinip kendine geliyor. Fenerbahçe maçında önce müthiş bir zamanlama ve ferasetle Rijkaard’ın bileti kesilmişti. O sayede takım dillere destan bir beraberlik kazandı: Yüzyılın Beraberliği. Şimdi Beşiktaş maçı öncesinde Misimoviç’in kadro dışı bırakılması bu mantığın doğal bir sonucu. Bir de Adnan Polat yönetimi için tutarsız derler. Oysa tam bir istikrar abidesi.
Hagi – Başıbozuk bir takımın yeni teknik direktörü bir kartal gibi gözünü kısıp sahadaki oyuncuları tek tek süzer, en iyilerinden birini seçip onu herkesin içinde bir güzel kalaylar, sonra ona kapıyı gösterir. İpler kimin elinde sorusunun yanıtı bellidir artık. Sular durulmuştur. Ama şimdilik. Çünkü gözdağı vererek otorite kurmak faşizan okul ve hapishane müdürlerinin işidir ancak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.