Adalet – Maçın hakkı diye bir şey yoktur, golü atan maçı kazanır. Futbolun gerçeği bu kadar yalın ve acımasızdır işte. Ama yine de bıkıp usanmadan iyi oynamaya çalışmak gerekir, adalet için değil, oyunun hakkı için. Ölümlü bir dünyada her faninin yapması gereken tam da bu değil midir?
Fikri takip – Fenerbahçe sezonun ikinci yarısında beşte beş yaptı; şimdiye dek oynadığı bütün maçlar heyecanlıydı. Eski tekdüze futbolun yerinde artık mücadeleci bir oyun anlayışı var. Fenerbahçe’nin maçları futbolseverleri baymıyor. Bu bakımdan şu son Diyarbakır beraberliği ilk yarıdaki galibiyetlerin hepsinden daha değerlidir; oyunun hakkı diye bir şey vardır çünkü.
Doğru taktik – Fenerbahçe hafta içinde ligin en zorlu takımlarından Bursaspor’u evire çevire yenmişti, o yüzden Diyarbakırspor’a çerez gözüyle bakanların sayısı hiç de az değildi. Ancak sahada dişli, hırslı ve hepsinden öte çok akıllı bir Diyarbakır vardı. Ziya Doğan her şeyden önce Ertuğrul Sağlam’ın hatasına düşmedi. Kupa maçında Bursa’nın kendi yarı alanında rakibi karşılaması Fener’in ekmeğine yağ sürmüştü; ekstra güç harcamadan top yapma imkânı bulan ortasahası oyunu ritmik paslarla istediği gibi yönlendirmişti; sonrası malum. Diyarbakır ise önde bastı; Ayman, Barış, Celaleddin ve Tjikuzu’nun daha maçın başlama düdüğüyle rakip ortasahanın ensesine binmeleri, ilk toplara mutlaka basmaları Fenerbahçe’nin pas ritmini bozdu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.