Tek yönlü futbol – Fenerbahçe, Trabzon, Galatasaray büyük bir iştahla döndüler lige. Top oynamayı özlemişler besbelli. Leziz paslaşmalar, yürek hoplatıcı şutlar, helal olsun dedirten ikili mücadeleler gırlaydı. Rakip kaleyi ablukaya alma konusunda pek mahirdiler. Ah bir de karşılarında hücum düşüncesini akıllarından silmemiş takımlar olsaydı, işte o zaman hakikaten bu maçlar tadından yenmezdi. Denizli, Sivas, Gaziantep kendi sahalarında duvar örmekten karşıdaki kalenin varlığını unuttular adeta. Böylesi tadı tuzu eksik, tek yönlü maçlarda hangi takımın galip geleceği baştan bellidir. Yanıtı aranan tek soru şudur: golün dakikası!
Elano – Sahanın en iyisiydi. Ee peki ne demeye Rijkaard onu oyundan aldı? Elano atakların şekillenmesinde baş aktördü, aniden ince paslarla Antep savunmasını oyundan düşüren isimdi. Üstelik rakibin gömülü defansından dönen topları toplayıp uzaktan etkili şutlarla tehlike de yaratıyordu. Yani meseleye bu açıdan bakıldığında oyundan çıkması gereken en son oyuncuydu. Ama futbolda çoğu zaman iki kere iki dört etmez. Rijkaard’ın ona kement atmasının mantıklı bir açıklaması var: Çift santrfora döndükten sonra oyunun kanatlara yıkılması bir elzemdi, artık göbeğe yüklenmenin bir anlamı kalmamıştı. Bu durumda merkezdeki iki oyuncudan birinin çıkması gayet doğaldı. Nitekim rakibin ani ataklarını göğüsleyen Mustafa Sarp’ın oyunda kalması daha akılcıydı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.