Niçin mi? İçimden geldiği için özür diliyorum. Bildirideki her cümleyi, her kelimeyi, her virgülü doğru bulduğum için özür diliyorum. Bu topraklarda bir zamanlar sözle anlatılmaz büyük bir felaket yaşandığı için özür diliyorum. İnkârcılar arasında aklımı, ruhumu kaybetmemek için özür diliyorum. Mutat zevatın her seferinde pişkinlikle “ama bir de bunun evveliyatına bakmak gerekir” dediği için özür diliyorum. Özür diliyorum, çünkü bu işin evveliyatını biliyorum. Devlet özür dilemediği için özür diliyorum. Hrant’ın altı delik pabuçlarıyla boylu boyunca yerde yatan cesedini gördüğüm için özür diliyorum.
Niçin mi? Daha iyi bir insan olmak için değil, kendimi başkalarından ayrı bir yere koymak için hiç değil, hayat denilen şu cehennemde bir parça soluk alıp verebilmek için özür diliyorum. Ermeni kardeşlerimizin acılarını bize okul sıralarında okutmadıkları için özür diliyorum. Bunun yerine “varlığım Türk varlığına armağan olsun” türünden saçmalıklarla beynimizi yıkadıkları için özür diliyorum. Hatayı kabullenmek yerine hemen evsahibini bastıran yavuz hırsızlardan yaka silktiğim için özür diliyorum.
Niçin mi? Çocukluğumun bir kısmı Ermenilerin yaşadığı Samatya’da geçti, işte bunun için özür diliyorum. Batan geminin yolcularıyla dolu mahallemizde Yıldız Hanım adında gencecik, ipincecik bir gelincik anne vardı, işte bunun için özür diliyorum. Ben annesi çok uzaklarda bir çocuktum, en çok anne sıcaklığının hasretini çekerdim, işte bunun için özür diliyorum. Hayallerimde Yıldız Hanımannem olurdu, ben annesine ihanet eden bir çocuk olurdum, işte bunun için özür diliyorum. Gönlü geniş kadındı, o en güzel Ermeni haliyle bayram harçlığı dağıtırdı cömertçe, kapısını çalan hiçbir çocuğu geri çevirmezdi, işte bunun için özür diliyorum. Bir yıl sonra uzak bir mahalleye taşındığımızda en çok onun güzel yüzünü özlemişti çocuk kalbim, işte bunun için özür diliyorum. Özür diliyorum, çünkü bir bayram sabahı çocuk başıma onca yolu tepip kapısını çaldığımda yine her zamanki sevecenliğiyle çıkmıştı karşıma. Sonra arsızlığı ele alıp tekrar gittiğim bayramın dördüncü gününde gülümseyerek “sen daha önce gelmemiş miydin?” diye sorduğunda yerin dibine batmadığım için özür diliyorum. “Peki, bekle” dediğinde, hemen oradan kaçmadığım için özür diliyorum. Elime gene yüklü bir bayram harçlığı sıkıştırmadan önce saçlarımı okşayıp yanaklarımı öptüğünde “ben sizi görmek için geldim” diyemediğim için özür diliyorum. Eve dönüş yolunda o parayı bir kanalizasyon deliğine atmayı aklımdan geçirdiğim halde atmaya bir türlü kıyamadığım için özür diliyorum. Özür diliyorum, çünkü oraya bal gibi para için gitmiş, Yıldız Hanım’ın iyiliğini kötüye kullanmış, ama bunu itiraf etmek yerine kendi kendimi kandırmıştım, tıpkı Ermenilerin geride bıraktığı mal ve mülkün üzerine oturan akbabalar gibi. Hayatımızın her tarafını zehirli sarmaşıklar gibi saran bu türden ikiyüzlülüklere artık dayanamadığım için özür diliyorum.
Niçin mi? Mahalledeki en yakın arkadaşım Hıraç diğer çocuklarla hiç kavga etmezdi, işte bunun için özür diliyorum. Kavgada kendisine Ermeni dölü denmesin diye hep herkesle iyi geçinmek zorundaydı, işte bunun için özür diliyorum. O zamanlar sadece Hıraç’ın değil, etrafımızdaki bütün Ermeni komşuların yüzlerine vuran o derin kederin nedenini bilmiyordum, işte bunun için özür diliyorum. Onlar da zaten anlatmıyorlardı, işte bunun için özür diliyorum. Dört yıl boyunca Samatya Ermeni Okulu’nun önünden geçerek ilkokula gittim, o duvarın arkasındaki hüznü bir an olsun hissedemedim, işte bunun için özür diliyorum. Marmara caddesini dolduran pazarcılar bazen renkli yumurta satarlardı, biz bunun ne anlama geldiğini bile bilmezdik, işte bunun için özür diliyorum.
Niçin mi? Herkesin her türlü suçu anında unuttuğu ülkemizde artık hiçbir şey unutulmasın diye özür diliyorum. Bizden sonraki kuşaklar öğrensinler, bilsinler, hafızalarının en değerli köşesine yerleştirsinler diye özür diliyorum. Katliam sanıkları milletvekili payesiyle karşımıza çıkmasınlar diye özür diliyorum. Adaleti insanlar futbol sahasında değil, toplumsal yaşamın göbeğinde arasınlar diye özür diliyorum. Artık Trabzonspor taraftarları “Yasinlerle çıktık yola, Ogünler yakında” yazılı pankart açmasınlar diye özür diliyorum. Belki bir umut, ben de ilerde diğer futbol yazarları gibi şen şakrak taktiksel yazılar yazarım diye özür diliyorum.
Niçin mi? Bir baykuş gibi tünediğim koltukta kederden ölemediğim için özür diliyorum. Geçmişteki hiçbir acıyı dindirmeyeceğini bilsem de acıyı paylaşmak için özür diliyorum. Belki ülkeme yarar sağlar diye düşünüp bu özürden bile bir yarar umma garabetine kapıldığım için özür diliyorum.
Nasıl mı? Karımın dudaklarını öper gibi özür diliyorum. Çocuklarımı bağrıma basar gibi özür diliyorum. Anneannemin, dayımın mezarları başında ağlar gibi özür diliyorum. Özür diliyorum.
|