1'e 1 Özel - Çanak soruların havada uçuştuğu tam bir yıkama yağlama sohbeti. Dişe dokunur tek bir soru soramadılar. Mesela, şehircilikle ilgilenmesi gereken belediyeler neden profesyonel kulüp kurarlar? Bunun arkasında ne türden bir siyasi rant beklentisi var? Protokol tribünleri neden devletin elindedir? Kulüplerin vergi borçları neden sürekli hasıraltı edilir? Bir başbakan hangi hakla bir spor kulübüne milyonluk bir statı peşkeş çeker? Hadi bunları soramıyorsunuz, bari tatlı tatlı bir futbol mavrası çevirsenize. Yok ne gezer! Dördü bir olup yabancı düşmanlığı yapıyorlar. Bu daha tatlı. Önce hep beraber, ligimizi yabancılar istila etti diye yana yakıla dövünüyorlar, sonra bir de utanmadan biz neden futbolcu ihraç edemiyoruz diye sızlanıyorlar. Böylesi ikiyüzlülüklere alıştık artık. Fatih Terim başarısızlığına mazeretler üretmek için düzenlediği basın toplantısında, “milli takımı kim çalıştırsın, yerli mi yabancı mı?” sorusuna kesin bir dille “yerli” dedikten sonra “başka bir ülkenin milli takımını çalıştırır mısınız?” şeklindeki bir soruya “neden olmasın” dememiş miydi? Bize gelince şapur şupur yabancılara gelince yarabbi şükür! Başbakan Erdoğan yabancı futbolculara şöyle sallıyor: “Şimdi bazılarına bakıyoruz, geliyor burada gece kulüplerinden çıkmıyorlar.” İyi de, öyle biri tam karşısında oturuyor. Al sana bir çifte standart daha, Sergen’e mubah, Nouma’ya yasah! Başbakan habire böbürlenip duruyor, şu şu şampiyonaları aldık diye. İyi de bir ülke bir uluslararası spor organizasyonunu düzenlemek için neden gayret gösterir? Elbette, yabancılarla tanışıp kaynaşmak, dostluğu pekiştirmek için, yoksa Türkün gücünü yedi düvele duyurmak için değil.
Yazının devamını okumak için tıklayın.