Sanrı – Beş sıfırlık hezimete bakan kibirli eleştirmen Mourinho’nun da futboldan anlamadığını iddia edecek, “ikinci yarıda atı alan Üsküdar’ı geçmişti, aslında tek forvetle başlamalı, ortasahayı güçlendirmeliydi” diye fetva verecektir. Olanı biteni anlamaya çalışmak yerine hayali bir elbiseye gerçeklik dikmek, şablon fikirleri habire ısıtmak günümüzün en yaygın sporudur artık. Demek ki, mübadelenin yönettiği karmaşık bir dünyada bireyin elinde kalan tek şey kendi kafasındaki sanrıdır. Böylece birey dört yüz yılı aşkın bir süre önce yola çıktığı noktaya geri dönmüştür, yalnız tek bir farkla, sıska Rosinante’nin üzerinde iki büklüm oturan hayalifener bu kez Sancho Panza’dır.
Big Bang – Futbolda tek bir an geçmişi, şimdiyi, geleceği yutuverir. Daha doğrusu dün, bugün, yarın bir toplu iğnenin ucunda düğümlenir, hele de o an 90. dakikada yaşanmışsa. Öyleyse golün günlük hayattaki karşılığı ölüm ve boşalma ânıdır. Koca bir hayatı hiçleştiren veya yücelten bu an yeni bir hayatın habercisidir aynı zamanda.
Duvar – Mourinho takımına güvenmişti besbelli, bütün planlarını bu inancın üzerine kurmuştu. Ama iyimser inanç sizi her zaman kurtarmaz, leyleğin ağzındaki yılanın çok iyi bildiği bir nakarattır bu. Bir duvara toslarsınız, artık sınırlarınızı biliyorsunuzdur. İnanç dünyayı dize getirdiğini sandığı anda dünya çoktan inancı dize getirmiştir bile, hele de sadece arzuya ve korkuya yataklık eden bir inançsa bu, hele de arzu ve korkuyu yutan bir dünyaysa bu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.