Sadri Şener’e çok kızgınım. Şu anda öfkeden köpürüyorum. Pabucumu çıkarıp kafasına fırlatasım var. Volkan Babacan’ın kasten ve taammüden hata işlediğini ima ederek canımı çok sıktı. Ekmeğimde gözün mü var be adam? Başkansan başkanlığını bil. Herkes bildiği işi yapsın. Her önüne gelen böyle manalı analizler yumurtlarsa, nice olur halimiz? Hatırlarsanız, Aykut Kocaman da “Trabzon’a verilen penaltılar irdelenmeli” diyerek çok önemli bir hususa parmak basmıştı. Ne yalan söyleyeyim, benden atik davranmasına çok gücendim. Bir yandan da böylesi cevval fikirleri duymak hoşuma gitmiyor değil. Demek ki, etkim çok büyük. Zaten aksi olsa şaşardım. Ama yine de önce ben teşhisi koysam, onlar peşimden gelse, daha güzel olmaz mı? Tadından yenmez vallahi. İmam cemaat meselesi yani.
Hemen bu haftaki satış listesine geçiyorum. Kabul edelim ki, bu açıdan çok bereketli bir haftaydı.
Ya yılların deneyimli futbolcusu Serkan’ın gördüğü çift sarı kart neydi o öyle? İki dakika içinde bir insan böyle bir kamikazelik yapıyorsa eğer, ben bunun arkasında kötü niyet ararım. Midem bulanır. Hemen kusasım gelir. Şimdi bu Serkan bir zamanlar aynı Volkan Babacan gibi Fenerbahçe’nin sözleşmeli oyuncusu değil miydi? Anlaşılan bunun da sözleşmesi biraz uzun vadeli. Hatta o kadar ki, başka bir takımdaki süreyi bile kapsıyor! Lafı ne dolandıracağım, maçı satmış işte! Bu sabotajın başka izahı var mı allesen?
Tabii işgüzar hakemi unuttum sanmayın sakın. Asıl satışın önde gideni, o Tolga Özkalfa denen adam. Sarı kartını nasıl da cebinden çıkardı? O ne hızdı öyle? Vallaha Red Kit yanında halt etmiş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.