Kemik – Yazmak fiili son yıllarda kötü yola düştü, tıpkı yitirdiği devasa serveti alengirli işlerle tekrar kazanmaya çalışan soylu bir mirasyedi gibi. Uydurmak, yalan söylemek, hayal ürünü şeyler anlatmak anlamına geliyor argoda artık. Ne de olsa, itibar son kertede zenginliğe endekslidir, ayağa düşer düşmez aslına rücu etmesı bundandır. Her ne kadar fiilin kendisi olumsuz anlamlarla yüklüyse de faili saygındır, en azından ceketindeki yamaları gizlemeyi başardığı sürece. Ama en ufak bir görüş ayrılığında okkalı bir küfürle hizaya getirilir yazar. Demek ki, ona atfedilen saygınlığın içi boştur, tıpkı etleri sıyrılıp iliği sömürüldükten sonra bir köpeğin önüne atılan bir kemik gibi.
Mahkeme Salonu – Futbol takımlarımız eskiden destan yazardı, şimdi tarih. Neden? Ağzına kadar acılarla ve suçlarla tıka basa dolu kolektif bellekte artık kahramanlara yer kalmadı da ondan. Böylece her yazınsal tür gibi destan da toplum üzerindeki etkisini yitirdi. Her imgenin kuyumcu terazisinde tartıldığı mübadele toplumunda kahramanlığın getirisi sıfırdır neredeyse. Oysa tarih bir mahkeme salonuna dönüştüğünden beri herkes oraya adını altın harflerle yazdırmaya çalışıyordur. Tek amaç vardır, o da sanık koltuğuna oturmamaktır. Oysa suç sabittir. İşte tam da bu yüzden kahramanların yüceltilmesi değil, kurbanların lanetlenmesi esastır. Bundan böyle hakikatin ışığı muktedirlerin güdümündeki propaganda aygıtında değil, iftiralarla şaşkına dönen maktulün yakınlarının gözyaşlarında ışıldayacaktır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.