Hep aynı oyunu görmekten bıktık usandık artık. Oligarşiden biri maç mı kaybetti, yönetimi ve medyası hemen kılıç çekiyor. Oysa hakemleri günah keçisi ilan etmenin nasıl bir aculluk olduğunu kendileri de domuz gibi biliyorlar. Hal böyleyken mağdur ayaklarına yatarak aynı güldürüyü temcit pilavı gibi pişirip pişirip önümüze sürmekten de geri kalmıyorlar. Taraftarın öfkesini başka yöne çekmenin, hakemleri baskı altına almanın, rakipleri sindirmenin yöntemi ne yazık ki bu işte.
Daha önce Yıldırım Demirören ve arkadaşları hakemlerin gazabına nasıl uğradıklarını yana yakıla anlatmışlardı da içimiz sızlamıştı. Trabzonspor’un kuzu postuna bürünmüş başkanı Sadri Şener “taraftarı tutamam” diye aba altından sopa gösterdiğinde nasıl da hak vermiştik ona. Fenerbahçe yönetimi geçmişteki bütün başarısızlıkların faturasını Haluk Ulusoy’a kestiğinde yüreğimizin yağı erimişti. Şimdi bu kervana evlere şenlik bir bildiriyle Adnan Polat yönetimi de katıldı. Böylece hiçbir eksiğimiz gediğimiz kalmadı.
Askerî darbe diliyle yazılmış bu bildiri baştan aşağı hezeyanlarla dolu. Örneğin maçın hakemi Selçuk Dereli emek hırsızlığıyla suçlanıyor. Oha yani! Başkalarının alın terini sömürerek palazlanan para babalarının durup durup “emek hırsızlığından” söz etmeleri ne gülünç. Emek hırsızlığını diline pelesenk edenler, ne hikmetse, bizim kelimelerimizi çalmakta pek mahirler doğrusu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.