Futbol sahasındaki her şeyi göklere çıkarmanın tersi vara yoğa kızmak, gözün değdiği her yerde hata aramaktır. Biri ne kadar bayağılıksa, diğeri de o kadar zorbalıktır. İkisinin de işlevi aynıdır: tahakkümü gizlemek. Ona ne şüphe, futbol hatalar oyunudur. Ama maça bakan gözler hatalara takılıp kalmamalıdır. Eğer yanlış kalkan bir ofsayt bayrağı, kaçan bir gol, hatalı bir takım tertibi; göz göre göre gelen bir iş kazasından, bir nükleer santraldaki ihmalkârlıktan, askerlikte can kaybına yola açan bir adamsendecilikten daha çok kızgınlık yaratıyorsa, o zaman orada bir hata var demektir.
İnsan hatalarından ders alan bir varlıktır, ne ki futbol da hatalardan yana çok zengindir. Bugün birinden kurtulursun, yarın diğerine toslarsın. Sürekli hata aramak hatanın daniskasıdır. Cicero’nun dediği gibi “her insan yanılabilir, ama ancak aptallar hatada ısrar eder.” Ne ki Cicero’nun yanılgısı, hatayı toplumsal tahakkümü görünür kılan bir arıza olmaktan çıkarıp sadece insani bir özelliğe indirgemesidir. Külyutmaz futbol yazarının indirgemeci bir bakışla yaptığı tam da budur işte; toplumsal adaletsizliğin bir doğa yasası gibi görülmesini sağlamak. Habire iki takımın arasındaki ekonomik uçurumdan doğal bir şeymiş gibi sözetmesi bundandır. Bütün tikeli nasıl eziyorsa, o da öyle sahada kımıldayan her şeyin üzerinden tank gibi geçecektir. Çünkü genelin sözcüsüdür o.
Külyutmaz futbol yazarı iktidarını hatalara borçludur. O yüzden ortada hata filan yoksa bile onu yaratmakta bir an tereddüt etmez. Yeter ki kendi borusu ötsün.
Yazının devamını okumak için tıklayın.