Prof. Dr. Jeong Won Nah Güney Koreli bir siyaset felsefecisi. Geçen hafta Türkiye’deydi. “Güney Kore’nin Kalkınma Modeli” adıyla PASİAD’da bir konferans verdi. Güney Kore ile Türkiye’nin ekonomisindeki gelişmeler paralellik gösteriyor. İkisi de G20 grubu içinde ve bölgelerinde belirleyici durumdalar.
Nah, ülkesini seviyor ve hâlâ sosyo-politik gelişmesi için çalışmalar yapıyor. Türkiye’ye ilgisi iki üç yıl önce başlamış. Bu ilgi, Amerika ve Uzakdoğu’da kültürel etkinliklerde bulunan Rumi Forum’la başlamış. Mevlana Celaleddini Rumi adına oluşturulan forumla birlikte ilgi Türkiye’ye yönelmiş. Önce Mevlana sonra Fethullah Gülen üzerine okumalar yapmış ve araştırmalarda bulunmak istiyor.
“Bu engin kişileri ve değerleri ortaya çıkaran toprakları görmek için Türkiye’ye geldim” diyor. Bu ziyaret içinde de Pasifik ülkelerinde sosyal faaliyetlerde bulunan PASİAD da kendisini konuşmacı olarak davet etmiş.
Aslında Güney Kore’yi anlamak için tarihî sürecine bir bakmak gerekiyor. Kökü Milat’tan önce iki binli yıllara kadar giden Güney Kore’nin kuruluşu 2. Dünya Savaşı’ndan sonra 1948’e dayanır. 1987 yılına kadar despot yönetimler altında idare olunur. BM’ye 1987’de pek çok uluslararası örgüte katılımı ise 1990’lı yıllarda gerçekleşti.
Nah’a göre, Güney Kore’yi konuşurken üç kavramı gözönünde bulundurmak gerekiyor: Demokratikleşme mücadelesi, iki Kore’nin birleşmesi ve dünya devleri (Çin, Japonya, Rusya) arasında rekabet mücadelesi.
Jeong Won Nah’ın eğitim ve kültür temelleri olmadan demokrasinin olmayacağına işaret ediyor. Dünyada diktatörlerin çok azının iyi olduğunu ve bu şansın da Güney Kore’ye nasip olduğunu söylüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.