İş güvenliğini gündemimize iki sebeple alıyoruz: Tersanelerdeki ölümlü kazalar ve madenlerdeki patlamalar. Sonra unutup gidiyoruz. Yeni bir kaza ve maden vakasına kadar rafa kaldırıyoruz.
Aslında her gün 220 iş kazası oluyor. Ne acıdır ki bu iş kazalarının sonucunda üç kişi hayatını kaybediyor ve beş kişi de ciddi şekilde sakatlanıyor yani iş göremez hale geliyor.
Geçenlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı’na bir maden sahibi geldi. İş güvenliği eksikliği sebebiyle ocağı kapatılmıştı. “Ne olur açın!” diyordu.
Müsteşar, kapatılma sebebine bakınca şaşırdı: Madende grizu ölçecek alet yoktu. Yani kapatılma sebeplerinden biri buydu. Maden sahibine sordu:”Gazı fark etmeyip bir patlama olursa bunun sorumluluğunu nasıl üstleneceksin?”. Adam başını eğdi, haklısınız deyip, sorunu hemen çözeceklerini söyledi. Ama yanında işbilir(!) bir maden mühendisi vardı hemen atıldı: “Şimdiye kadar bir şey olmadı, sorun çıkmaz.”
“Bize bir şey olmaz abi!..” yaklaşımı her yerde var. Dünyada da benzer rakamlar yaşanıyor.
Dünyada 2,8 milyar işgücü olduğu tahmin ediliyor. Ve her yıl 300 milyon iş kazası yaşanıyor. Asıl acı tarafı şu: Her yıl iş kazalarından ölen sayısı 1,2 milyon kişi.
Ölümle sonuçlanma oranı yüzde 1’lerde görünüyor ama bunun ekonomik değeri yüzde 4’e kadar çıkabiliyor. Yani can kayıplarını azaltmayı hedeflediğinizde ekonomik olarak çok büyük katkılar da sağlayabiliyorsunuz. İş güvenliğini arttırmanın maliyeti, iş kazasının maliyetinin neredeyse yarısı.
Toplam iş kurma maliyetinize yüzde 1-2 ilave ettiğinizde ideal iş güvenlik standartlarını sağlıyorsunuz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.