Adaletin sustuğu yerde vicdan vardır. İtiraf, vicdanın konuşmasıdır. İnsanı yüceltir ama itiraf edebilmek ağır bir yüktür.
Mustafa Koç, IMF konusunda itirafta bulunuyor: “IMF’siz çok iyi yönettiler.” Kolay değil IMF reddedildiğinde, “IMF’den alınacak 30-40 milyar doları nasıl elimizin tersiyle ittiğimizi anlayamadım” demişti.
Takdir edilecek ve alkışlanacak bir sorumluluk örneğidir.
Sadece Koç açısından değil, herkesçe büyük bir paradan bahsediyoruz. O dönemde bana da sıkça IMF sorulmuştu. Bu tür anlaşmalarda kural şudur: Teklife bakarsınız. Paranın büyüklüğü değil, kredi şartları önemlidir. Zaten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da hiçbir zaman “IMF’ye hayır” diye slogan atmadı. Oturdular, konuştular ve şartlarda anlaşamadılar...
Tavır bu olmalıydı...
TÜSİAD’ı eleştirdiğimiz nokta da budur: Önyargının tehlikesi kadar, ön şartsız kabuller de tehlikelidir.
Konuyu önceki gün Takvim gazetesi gündeme getirdi. Manşeti attı ve gündemi yakaladı. Tarihe geçecek bir ifadedir bu. Niye Takvim? İşin gazetecilik açısından komik bir tarafı var.
Koç Grubu, dönemsel olarak gazetelerin ekonomi müdürleriyle biraraya gelir. Ya yıllık verilerin paylaşılacağı gündemle veya önemli gündem maddelerinin paylaşılacağı dönemlerde. Yine böyle oldu ve hafta başında ekonomi müdürleri Bursa’ya davet edildi.
Bu sohbet esnasında söylenmiş sözler bunlar. Müdürler perşembe yayımlanmak üzere centilmenlik anlaşmasına varıyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.