İstanbul’da küçük sanayici deyince İMES yani İstanbul Madeni Eşya Sanatkârları Sanayi Sitesi akla gelirdi. Ekonomik kriz ve sonrasında Dudullu merkezde olanların, diğerleri hakkında da somut örnek oluşturacağını düşünüyorum.
Dikkat ederseniz İMES’in adında sanatkâr ifadesi yer alıyor. Konuya oradan girmekte fayda var. Osmanlı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında üreticilerin çoğu sanatkâr ustalardan oluşurdu. Üretim ve tamirat işleri ile uğraşanlar da gayrı Müslim vatandaşlarımızdı. Tornacı, frezeci, dökmeci, modelci gibi meslek dallarında çok küçük ölçekte sanayi ve tamirat işlerine sahiptiler. Bu işyerleri tersanelere yakın olması bakımından Haliç’in iki yakasında konumlanmıştı.
Anadolu’dan göçlerle birlikte bu işyerlerine çırak gelenler, zamanla merdiven altı tabir edebileceğimiz gayrı sıhhi işyerleri, atölyeler açmaya başladılar. 60’lı yıllardan itibaren KOBİ’lerin desteklenmesi amacıyla kooperatifler ve sanayi siteleri teşvik edilmeye başlandı.
Bugün şehrin ortasında kalan İMES’in Dudullu’daki arazisinin 1971yılında satın alındığında etrafında tek bir bina yoktu. Kooperatif olarak 1976 yılında temeli atıldı ve 1986’da ise faaliyete geçti.
100 metre ile 400 metre arasındaki her bir küçük atölye bugün dev fabrikalar doğurmuş olmasına rağmen, Gebze’de kurdukları üç bin dönümlük Organize Sanayi Bölgesi bile artık ihtiyaçlara cevap verememektedir.
Geçenlerde İMES’in Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akar ve Yönetim Kurulu üyeleriyle sohbet etme imkânı buldum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.