Bir Türk işçisinin saat verimi 12 dolar iken, Avrupa’da bu verim saatte 40 dolar. Buna göre Avrupalı, bir Türk’ten 3,5 kat daha fazla üretim yapıyor.
Resmin bir de arka yüzü var. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2008 yılında Japonya ziyaretinde otomotiv sanayilerini de gezdi. Toyota’nın Başkanı kendisine şunu anlattı: “Adapazarı’naki Toyota fabrikası, sıfır hata ile dünyadaki fabrikalar arasında en verimli olanı.”
Buna ne diyeceğiz? Başkası da var.
Yıllar evvel Siemens’in Türkiye başkanı benzer şeyler söylemişti. Yani, dünyadaki en verimli fabrika Türkiye’deki Siemens.
Benzeri bir açıklama da Güney Kore’den gelmişti. En verimli fabrikaları Kocaeli’deki Hyundai, diye. Yine Ford aynı şeyi söylüyor. Kocaeli’deki Otosan, Ford’un en verimli fabrikası.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Dünya Verimlilik Kongresi’ndeki konuşmada ikilemin cevabını veriyor: “Sorun insanımızda değil, sistemde!”
Bereketli topraklarımız, çalışkan insanımız ama verimsiz bir sistemimiz var!
Milli Prodüktivite Merkezi’nin (MPM) ev sahipliğinde yapılan Dünya Verimlilik Kongresi’ni bu açıdan izledim.
Türkiye, MPM’yi 1965 yılında kurdu. 1969 yılından beri de Dünya Verimlilik Kongrelerine katılıyor. Planlı dönemin başladığı 60’lı yıllarda konunun konuşulması bu alanda ciddi adımlar atıldığı anlamına gelmiyor. Sistem gereğini yapıyor ve verimsiz bir iş yaşamı sürüp gidiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.