Ayrılışlarının bıçakla kesilmişçesine âniliği karşısında şaşırıp kalmıştı. Yirmi yıldır adeta evli bir çift gibi içinde yaşadıkları evde bir hafta önce tek başına kaldığı günden beri bir türlü sersemliğinden sıyrılıp üzüntü haline giremiyordu. Lüzumlu eşyalarının yerini bir türlü bulamayışı yüzünden gülünç bir şekilde dövünüyor ve uşağına çocukça çıkışıyordu: “Canım, şu yakaları yemedik ya! Tıraş sabunu nasıl yok olurmuş yahu, banyo dairesinin küçük dolabında iki tane vardı! Hanım gitti diye tıraş sabunlarının sırrolması icap etmez ya!”
İntizama davet edilmemekten dehşete düşerek, yemek saatlerini unutuyor, sebepsiz yere eve geliyor, kaçmak için sokağa çıkıyor, iradeli bir kadın elinin uzatmadığı bir telefona bir şeyler kekeliyordu. Ahbaplarını şahit tutuyor, canlarını sıkıyor, onların sadakatsiz veya itaatli kocalık haysiyetlerini kırıyordu. “İnanılır şey değil dostum! Benden daha kurnazları da işin içinden çıkabilirse aşk olsun... Aline gitti. Yüz kere tekrarlasam ilave edecek başka bir söz bulamam. Böyle şeyler galiba her gün bir sürü kocanın başına gelirmiş... Ne yaparsın? Bir türlü akıl erdiremiyorum. Yok, akıl erdiremiyorum.”
Gözlerini yusyuvarlak açıyor, kollarını kaldırıyor, sonra iki yanına bırakıyordu. Halinde ne facialı ne de utanmış bir eda vardı, dostları onu biraz küçümserlerdi: “Çöküyor, zavallı, çöküyor... Bu yaşta ona çok ağır geldi o iş.” Hiçbir zaman sevda hüsranlarını tatmamış olan bu saçına kır düşmeye başlamış yakışıklı adamı küçük görmekten gizli bir memnunluk duyarak bahsederlerdi ondan.
“Güzel Aline’i... Kırk beş yaşında, yapay bir çiçek rengiyle birdenbire sarışın oluverişini, terzisini, kunduracısını değiştirmesini tabii buluyordu. Hiç şüphelenmedi...”
Bir gün uşağı: “Hanım gideli beri iş azaldığından, eğer münasip görürseniz...” kabilinden ağızlar yaparak bir hafta izin istediği, sonra gitgide uykularını kaybettiği, çeneleri kısılmış, kulakları oynar bir halde, avcılar gibi sabahladığı, bütün gece nöbet bekleyerek ancak gün ağardıktan sonra biraz gözünü yumabildiği için, bir trene atladı. On beş sene evvel satın aldığı ve Aline için döşediği sayfiye evine gitmeyi göze alamayarak bir akşam yola koyuldu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.