1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:02
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Funda Özgür KIRMIZI 24.07.2008
Funda Özgür
Büyük kayboluş
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Funda Özgür - Büyük kayboluş Funda Özgür - Büyük kayboluş Funda Özgür - Büyük kayboluş Funda Özgür - Büyük kayboluş Funda Özgür - Büyük kayboluş Funda Özgür - Büyük kayboluş Funda Özgür - Büyük kayboluş Funda Özgür - Büyük kayboluş
Funda Özgür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Büyük yok oluşa doğru ilerlediğimizi bilerek hayata asılmak, tezahür biçimini bilemediğimiz görkemli finali unutmaya çalışarak yaşamak ne tuhaf.

Tersine yaşasaydık hayatı ne olurdu?

Ölürken doğsaydık yani, ölüm anımız doğum anımız olsaydı...

Ağır çekimde şimdi olduğu gibi sona değil de başa sarsaydık.

Hızla üstümüze gelen bir otomobilin tekerlekleri geri dönseydi meselâ. Veya görüntüleri karartarak zehir gibi dağılan sıkışma hissi göğsümüzün üstünden kalksaydı. Ya da derimizin altında çoğalarak varlığımızı kemiren hücreler birer birer eksilseydi bedenimizden.

Saatler, günler geriye saysaydı. Takvim yaprakları eksilmeyip çoğalsa, doğum günü pastalarının üstünde yanan mumlar giderek azalsaydı.

Biz ne yapardık?

Herhalde doğal akışın bize kattıkları ve bizden götürdükleri ile tersine akışın bize katacaklarını ve bizden götüreceklerini tartardık alelacele. Karar vermekte gecikmezdik muhtemelen. Teknolojik ve binbir güçlükle sağladığımız ekonomik lükslerimizden hemen vazgeçer, zamanın gerilemesini sabırsızlıkla beklerdik.

Yüzümüzde yara izi gibi taşıdığımız yarıklara dönüşmüş derin çizgilerin ağır ağır kaybolacağını, feri sönmüş gözlerimizin yeniden parlayacağını, saçlarımızın sakallarımızın renginin koyulaşacağını, griye çalan tenimizin pembeleşip gerileceğini, ağırlaşmış bedenimizin çevikleşeceğini, daha çok kişi tarafından daha fazla beğenileceğimizi bilirdik çünkü.

Gençleşeceğimizi yani...

Geleceği göremesek de karanlık ıslak bir dünyaya doğru ilerlediğimizi, bir su damlasına dönüşeceğimizi, ne kadar yaşayacağımızı bilmek bizi rahatlatırdı.

‘Yok olmak’ olurdu yine ama ‘ölüm’ olmazdı o zaman. Ya da ‘yok olma’ya ‘ölüm’ denmezdi. Belki de ‘kayboluş’ olurdu ‘yok oluş’un adı. Çünkü cismimiz dünyadan çekildikten sonra bizi kimse bulamazdı istese de.

Nasıl bir hayat yaşarsa yaşasın, kayboluşunun herkesinki gibi olacağını bilmek güven verirdi insana.

Yitirme kavramı ortadan kalkardı. Her ölüm bir başlangıç olur, sevinçle karşılanırdı. Sevdiklerimizi kaybetme korkusuyla değil, onlara kavuşma heyecanıyla yaşardık.

Eğer hayatı tersine yaşasaydık, bilgisayar belleği gibi boşaltırdık zihnimizi.

Giderek toylaşırdık.

Tecrübelerimizden soyundukça daha çok hata yapardık, ama kavuştuğumuz gençlik uğruna sahip olduklarımızdan vazgeçmekte tereddüt etmezdik herhalde. Hem yüklendiğimiz anılarla da huzursuzlanmazdık.

Gençliği ihtiyarlığa değil, çocukluğa kaybetmek...

Büyük ihtimalle bu da rahatsız etmezdi bizi.

Belki sancılı ergenlik yıllarını pas geçmek isterdik şimdi yaptığımız gibi ama bütün sorumluluklarımızdan sıyrılarak şımaracağımız, şımartılacağımız günleri deneyimlemeye de bir itirazımız olmazdı.

İhtiyarlığın engellenemez kederi, çocukluğun koşulsuz neşesine dönüşürdü.

Büyük kayboluşa doğru ilerlemek, büyük yok oluşa savrulmak kadar telâşlandırmazdı bizi.

Yaşadıklarımızı yavaş yavaş unuturduk çünkü. Bilincimizin bulanıklaştığı hayatımızın ‘son demleri’ni, anılarımızdan kurtularak yaşardık.

Bedenimiz acizleşerek ufalırken konuşma, yürüme gibi yeteneklerimizi yitirirdik.

Kimse bize acımazdı ama böyle olduğu için. Aksine şefkatle korunurduk.

Çığlıklar içinde bir tünelde bulurduk kendimizi birden. O tünel karanlık, ıslak, ılık bir dünyaya açılırdı.

Bir kordonla bağlı olduğumuz o tuhaf dünyanın içinde giderek küçülür, bir su damlasına dönüşürdük.

Kaybolurduk.

Kimse bizi bulamazdı.

 

Diğer Funda Özgür Makaleleri:
  1. İllüzyon - 11.10.2008
  2. Sakalları beyazlamış adam - 09.10.2008
  3. Dökülmek - 04.10.2008
  4. Kazık kadar olmuşlara oyunlar - 02.10.2008
  5. Hayran, kahraman ve düşman - 27.09.2008
  6. Darbe - 20.09.2008
  7. Yurttan sesler ve solcular korosu - 18.09.2008
  8. Bir gram - 13.09.2008
  9. Yüzlerimiz - 11.09.2008
  10. Anlar - 06.09.2008
  11. Kan gibi - 04.09.2008
  12. Beynini kiralamak - 30.08.2008
  13. İnsan denen pislik - 28.08.2008
  14. Hayatı kusmak - 23.08.2008
  15. Doğru ata oynamak - 21.08.2008
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Büyük kayboluş - Funda Özgür
03.09.2010 06:02:54