Nesi gülünç?
Bir masanın üzerinde duran, bir çantanın içinde bekleyen bir ‘roman’ın, bir ‘hikâye kitabı’nın veya bir ‘şiir kitabı’nın nesi gülünç söyler misin?
Neden ‘balet görmüş köylü’ gibi gülüyorsun bunlardan birini görünce?
‘Roman,’ ‘hikâye,’ ‘şiir’ okuyan biri niçin eğlendiriyor bu kadar seni?
Kelimelerle kaplı sessiz dünyaların ‘gereksiz’ olduğunu mu düşünüyorsun gerçekten?
‘Gerekli’ bir dünya neyle, nelerle kaplı olmalı peki?
Havaya yükselen boş laflarla, kahkahalarla, etrafa saçılan paralarla mı?
Ne işle meşgulsün sen ‘edebiyatla alay eden erkek?’
Cebinden çek defterleri dökülen bir tüccar, servet harcadığı ‘sivil üniformalar’ içinde patlayan bir üst düzey yönetici, binlerce işçi çalıştırdığı fabrikalarına yarattığı gezegenlermiş gibi bakan bir iş adamı, laboratuarından çıkmayan bir kimyager, kendisini Tanrı’yla özdeşleştirmiş bir cerrah, karanlık odasında bulanık görüntülerin netleşmesini bekleyen bir fotoğrafçı, kusursuz planlar çizen bir mimar, hatta işi yazıp çizmek olan bir gazeteci mi?..
Bunlardan hangisisin?
‘Sözün büyüsü’nün gerçekten farkında değil misin?
Sen kadınını nasıl etkilemiştin?
Neden başkasının değil de senin olmuştu?
Muhtemelen ona bir şeyler söylemiştin? Başkalarının söylemediği veya başkalarının senin gibi söyleyemediği bir şeyler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.