Küstahsın sen.
Bütün o ‘az’ olanları savunmalarının, güçsüzden yana tavır almalarının temelinde ‘tenezzül’ var hep. Acizleri, itilenleri, öteden beri kaybedenleri ‘tenezzül’le seviyorsun.
İtiraf et hadi. Senden, senin geçtiğin tornadan geçenlerden başka herkesin aslında ‘gereksiz’ olduğunu düşünüyorsun. ‘Gecikmiş kürtaj çocukları’ muamelesi yapıyorsun onlara.
Fildişi kule sandığın sırça köşkünde ‘kurum’la oturuyorsun. Düşündüğünü düşünmeyeni, konuştuğunu konuşmayanı, yazdığını yazmayanı ‘hafif,’ kendini ve fotokopilerini ‘ağır’ buluyorsun.
Sözde kavgasını verdiğin özgürlük mücadelesinin bir gereği olarak alnına yapıştırdığın ‘demokrat’ etiketi hiçbir anlam taşımıyor. Çünkü dâhil olduğun ‘klan’da nefes alan herkes gibi sen de özgürlüğü sadece kendine yontuyorsun.
Farkında değilsin ama sürekli kendini tekrar ediyorsun. Mesele yaşadığın memlekette hiç yeni bir şey olmaması değil. Senin üstünde belki de hiç düşünmediğin meselen, kendini hiç yenilememen. ‘?ahane’ bulman seni, sana bayılman. Kendine katışıksız bir hayranlık duyman.
Herhalde varlığınla zihnin ‘kamaştığı’ için yeni kelimeler bulmakta zorlanıyorsun. Belki de zaten hiç aramıyorsun. Seçtiğin ‘anahtar kelimeler’den vazgeçmek bu yüzden işine gelmiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.