Vazgeçebilir misiniz biriktirdiklerinizden? İşe yaramaz bir kâğıt parçası gibi buruşturup atabilir misiniz geçmişinizi? Bir kibrit çakıp yakabilir misiniz hayatınızı hemen şimdi?
Bırakıp gitmek mi? Yoksa yaşamınızın artık tasarrufunuz dışında kurulmuş olan dengesini muhafaza etmek; bunun için bir cambaz gibi nefesinizi tutup ip üstünde yürümeyi sürdürmek mi? Hangisi?
Kaç zamandır karnınızdan konuşarak kurduğunuz hayallerinizin peşinden mi gideceksiniz? Yoksa çok istediği elbiseye rastladığı vitrine, çok parası olduğu halde, sırf pahalı diye arkasını dönen pintinin teki gibi önünüze çıkan fırsatları görmezden mi geleceksiniz yine?
Kaç yıl bıraktınız geride? Dönüp baktığınızda nasıl bir siz görüyorsunuz? Her hareketinden sonra yanlış bir şey yaptığı korkusuyla etrafına bakan, duyduğu her ‘aferin’le yüzü aydınlanan ürkek bir çocuk mu? Zamanın çakala dönüştürdüğü bir yetişkin mi? Bir türlü ne yapacağını, hangi yöne gideceğini bilemeyen zavallı bir şaşkın mı? Ne görüyorsunuz dönüp arkanıza baktığınızda? Hep doğruları bulmaya, hiç hata yapmamaya programlı, belki ‘başarılı’ ama fevkalâde sıkıcı, rahatsız edici derecede kusursuz, kusursuzluğuyla huzursuz bir zaman aralığı mı? Ev ödevi gibi yaşanmış bir hayat mı?
Nasıl bir hayat yaşadınız? ‘İyi ki yaptım’ dediğiniz ne var hayatınızda? ‘Keşke’ler mi hâkim geçmişinize? Gerçekleştirmeyi çok istediğiniz halde sizi engelleyen neydi? Neydi bir türlü göze alamadığınız? Okuldan atılmak… İflas etmek… Evlâtlıktan menedilmek… Başarısız addedilmek… Bir kadın, bir erkek tarafından sonsuza kadar lânetlenmek…
Neden mecburiyetlerinizden soyunmadınız? Neden çekip gitmediniz? ?imdi olmak istediğiniz, durmak istediğiniz yerde misiniz? Elinizdekileri kaybetme riskini göze almadığınız için aslında belki de hiç kazanmadınız.
Yazının devamını okumak için tıklayın.