Neden yüzüne alaycı bir tebessüm yayılırken gözlerinde kötücül şimşekler çakıyor erkekleri seven bir erkekten bahis açıldığında?
Neden dağarcığındaki en acımasız kelimeleri bulup çıkarmaya çalışıyorsun hemen?
Evli olmadığı bir erkekle sevişen kadını beline kadar kuma gömüp taşlayan bir bedevi gibi davranmanın nedeni ne? Onun içinden geleni yaşama cesaretine öfkelenmen mi yoksa içinde kendine öfkelenerek taşıdığın gizli eşcinsel mi?
Eşcinsellik ya da seni rahatsız eden biçimiyle erkek eşcinselliği bu kadar ‘kötü’ bir şey olabilir mi?
Bir erkeğin kadınları değil de erkekleri sevmesi neden bu kadar eğlendiriyor seni? ‘Eksik’ bulduğundan mı söz ve tavırlarınla alaşağı etmeğe çalışıyorsun onu?
Sen ‘tam’sın da o mu ‘eksik?’
Nasıl bir ‘eksiklik’ bu peki?
Senin en değerli uzantının bir benzerini o da taşıdığına göre bedeninde ve o uzantıyla bir ‘eylem’ gerçekleştirebildiğine göre, onu ‘eksik’ bulmaman lâzım.
Acaba senin rahatsızlığın, söz konusu ‘eylem’in yöneldiği hedefle mi ilgili?
O ‘eylem’in bir ‘ceza’ olduğunu, bu ‘ceza’nın sadece kadınlara verilmesi gerektiğini düşünmen ve senin cinsini ‘cezalandırmasını’ affedememen mi?
O ‘eylem’i ceza olarak görüp görmediğini hiç düşünmedin değil mi?
İtiraz mı ediyorsun şimdi?
Eğer öyle görmüyorsan neden sıradan bir sohbet sırasında şakacıktan veya tekmeli küfürlü bir kavga sırasında sahiden birinci tekil şahıs ağzından savurduğun ‘tehdit’lerde hep bu ‘eylem’ var?
Basit bir ‘ağız alışkanlığı’ mı?
Eğer öyleyse ne zaman yerleşti ağzına?
Sanki ağzında onunla doğmuşsun gibi hatırlamıyorsun değil mi?
Bunu sana, sana hayat veren erkekle beraber cinsinin diğer mensupları öğrettiler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.