1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:04
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Funda Özgür KIRMIZI 04.09.2008
Funda Özgür
Kan gibi
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Funda Özgür - Kan gibi Funda Özgür - Kan gibi Funda Özgür - Kan gibi Funda Özgür - Kan gibi Funda Özgür - Kan gibi Funda Özgür - Kan gibi Funda Özgür - Kan gibi Funda Özgür - Kan gibi
Funda Özgür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Uyandığımız sıradan bir günün beklenmedik bir anında yürüdüğümüz yanlış bir kaldırımda, bir hastane koridorunda, çaldığımız bir kapının ardında, o kapının açıldığı ofiste, duman altı bir kantinde, kahve kokulu bir kafede, anason kokulu bir meyhanede, bir dost meclisinde...

Bütün değerlerimizin anlamını yitirmeye, yaşama heyecanımızın azalmaya, renklerimizin solmaya başladığını hissettiğimiz bir zaman diliminde...

‘Çarpıyoruz’ birbirimize.

Kesilmiş parmaktan akan, bıçağın yardığı etten boşanan, savaş meydanındaki acımasız adımlardan etrafa dağılan göl olmuş kan gibi sıçrıyoruz birbirimizin üstüne.

İrkilten bir ılıklık, yapışkan bir ıslaklık hissi bırakarak bulaşıyoruz birbirimize karşılıklı iznimizle.

Doğumun, yaşamın, ölümün, öfkenin, şiddetin, vahşetin, şehvetin rengine bulanıyoruz.

O kışkırtıcı renge bulanmış ‘biz’i memnuniyetle taşıyoruz üstümüzde.

Taşıdıkça güçlü hissediyoruz kendimizi.

Güçlü hissettikçe daha çok sahipleniyoruz.

Tırnaklarımızı geçiriyoruz birbirimize birbirimizden gitmeyelim diye.

Gün geliyor gitmek istiyoruz ama.

Belki sıkıldığımız için, belki sıktığımızı düşündüğümüz için, belki öyle olması gerektiği için, belki hiçbir şey için, öylesine sadece kendimiz için gidiyoruz.

Belki bir başkasına, belki kendimize, belki de artık hiç dönemeyeceğimiz karanlık bilinmez bir yere.

Öyle ya da böyle birbirimizden gidiyoruz işte.

Geride ıslak, yapışkan, arsız izler bırakarak.

Taşıyacak kişinin etine rastgele işlediğimiz, kendisinden başka kimsenin göremeyeceği şeffaf işaretler kodlayarak...

Etimize gelişigüzel işlenmiş, bizden başka kimsenin göremeyeceği saydam izler bırakarak...

Pıhtılaşarak kuruyan, kurudukça etimize nüfuz eden, içimize sızan, sızarken bizi sızlatan izler...

Giderek lekelere dönüşen izler...

Kurumuş kan rengi lekelere dönüşüyoruz birbirimizde.

Kurumuş kan rengi lekeler taşıyoruz hepimiz üstümüzde.

Rastgele işlenmiş varlığını bizden başka kimsenin göremediği lekeler.

Kimimiz silinmesinden korkarak, adeta sakınarak taşımayı sürdürüyor o lekeleri.

O lekelerle zenginleştiğini hissediyor.

Kimimiz kurtulmak istiyor ama.

Rahatsız ediyor çünkü lekeler.

Gün geliyor taşımak istemiyoruz onları.

Kurtulmak istiyoruz.

Silmeye çalışmak fayda etmiyor.

Kazımaya çalışıyoruz ama bu da işe yaramıyor.

Canımızı daha çok acıtmaktan başka...

Çarpanlarla bize ve çarptıklarımızla, kan gibi sıçrayanlarla üstümüze ve kan gibi sıçradıklarımızla üstlerine yetinmek, artık çarpmamak çarpılmamak, sıçramamak sıçrayandan kaçmak mümkün olur muydu?

Çarpmamak için kimseye, çarpılmamak için kimseyle, sıçramamak için kimsenin üstüne ve sıçramasın üstümüze kimse diye, dört duvar arasında kalsaydık, kendimizi başkalarından başkalarını kendimizden korur muyduk?

Hiç insan içine karışmamak, bir başımıza kalmak çözüm olur muydu?

Kurumuş kan rengi lekelerimiz derinleşir miydi yoksa geçer miydi kendi kendine?

Ne çok iz, işaret, leke taşıyoruz üstümüzde...

Bizden başka kimsenin görmediği, farklı kan gruplarından izler, işaretler, lekeler.

Kan gibi sıçrıyoruz birbirimize.

Kan gibi kuruyoruz birbirimizin üstünde.

Geçmiyoruz.

 

Diğer Funda Özgür Makaleleri:
  1. İllüzyon - 11.10.2008
  2. Sakalları beyazlamış adam - 09.10.2008
  3. Dökülmek - 04.10.2008
  4. Kazık kadar olmuşlara oyunlar - 02.10.2008
  5. Hayran, kahraman ve düşman - 27.09.2008
  6. Darbe - 20.09.2008
  7. Yurttan sesler ve solcular korosu - 18.09.2008
  8. Bir gram - 13.09.2008
  9. Yüzlerimiz - 11.09.2008
  10. Anlar - 06.09.2008
  11. Kan gibi - 04.09.2008
  12. Beynini kiralamak - 30.08.2008
  13. İnsan denen pislik - 28.08.2008
  14. Hayatı kusmak - 23.08.2008
  15. Doğru ata oynamak - 21.08.2008
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Kan gibi - Funda Özgür
03.09.2010 06:04:13