Hadi burnumuzdan leblebi çıkarmaca oynayalım.
Yüzümüzün ortasındaki çıkıntının yanması geçince kaldırıma oturalım. Gelene geçene aldırmadan en uzağa tükürmece oynayalım. Pipisi olanlar pantolonlarını indirip tren yolunda rüzgâra karşı en uzağa işemece de oynayabilir.
Sonra bakkaldan üstü siyah çizgili naylon toplardan alalım. Yumruk büyüklüğünde yamuk yumuk iki taşın arasına birer adam dikip çift kale maç yapalım. Uyuz olduğumuz oğlanlara çelme takalım. ‘Mahsus yaptın’ ‘Yok yapmadım’ kavgası bitince topa bir vuralım, ikinci katın penceresini kıralım.
Bayram affıyla oyun yarıda kesilince uzuneşeğe geçelim. Bizimle birlikte oynamaya heveslenen ufaklıklara ‘Hadi lan ordan’ diyelim. Aramızdan birinin beli çökünce iyi ve ilgili arkadaş rolüne soyunup onu evine götürelim. Yakantopla devam edelim güne. Gıcık olduğumuz birine fena çakıp bu işin de suyunu çıkaralım.
Bakkal amcadan rica minnet çatapat alalım. Tabancalarımıza mantar takalım.
‘Saklambaç oynayan kaleye mum diksin’ diye bağıralım. Çalılıkların arasında, büyük gövdeli ağaçların arkasında, merdiven altlarında beğendiğimiz oğlanla ya da kızla öpüşelim.
Parka gidelim. Salıncakta sallanalım. Salıncaktan erken atlayıp dizlerimizi kanatalım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.