1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:02
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Funda Özgür KIRMIZI 02.08.2008
Funda Özgür
Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Funda Özgür - Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu Funda Özgür - Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu Funda Özgür - Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu Funda Özgür - Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu Funda Özgür - Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu Funda Özgür - Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu Funda Özgür - Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu Funda Özgür - Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu
Funda Özgür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Bilgisayarının veya elinde kalem boş bir kâğıdın başına oturunca sessiz bir odada, bir de bir ‘drink’ alınca yanına, bir rahatlık geliyor herhalde üstüne.

En etkili kelimelerin dökülmesi için elinden, arkana yaslanıp bekliyorsun. Beklerken düşünüyorsun. Galiba ne oluyorsa o esnada oluyor. Ekran veya kâğıt küçülmeye başlıyor. Sen büyüyorsun. Birden ensenle boynundan yelelerin uzuyor, dişlerin sivrilip irileşiyor, ellerin sarı tüylü kaba patilere dönüşüyor. Aslan kesiliyorsun.

Kükremeye başlıyorsun.

Herhalde halüsinasyon gibi bir zihin bulanması bu.

Yoksa evvelce belki saatlerce sohbet ettiğin, belki oturup yemek yediğin, belki evinde veya kalabalıklar karşısında stüdyonda ağırladığın meslektaşına niye böyle yüklenesin? Kendisi ve eylemleri hakkındaki fikirlerini nezaketini yitirmeden söylemek dururken, ona niçin böylesine ucuz kelimeler kullanarak neredeyse küfredesin?

İnsan bu halüsinasyon ve hemen ardından gelen aslana dönüşüp kükreme anını anlıyor. Kendinde olmadan yazdığın yazıyı, gazetene veya dergine teslim ederken hâlâ kendine gelmemiş olmanı da anlıyor.

Ama ertesi gün, yazdıklarını okurken nasıl utanmadığını anlayamıyor.

Yakının olmasa da en azından birkaç kez yakın temasta bulunduğun, yaşadığınız dar alanda mutlak surette tekrar karşılaşacağını ve kaçınılmaz olarak yüz yüze bakacağını bildiğin birine, böylesine fütursuzca saldırdığın için kendinden rahatsız olup olmadığını merak ediyor.

Yazdıklarını basılmış kâğıt üstünde gördüğünde de yelelerinin kabardığına, irileşip keskinleşmiş dişlerini göstererek kükremeyi sürdürdüğüne inanmak istemiyor insan gerçekten.

Onunla karşılaşma ihtimalin herhalde aklından geçiyor.

Yüz yüze gelirsen ne yapmayı düşünüyorsun? Hiçbir şey olmamış gibi davranmayı mı? Yazında geçirdiğin ucuz hitap kelimesiyle değil de, daha önce yaptığın gibi ‘bilmem kim hanım,’ ‘bilmem kim bey’ diyerek selâmlaşmayı mı? Yoksa zaten hiç tanışmıyormuşsunuz gibi arkanı dönüp gitmeyi mi? Donuk ve mesafeli bir tebessümle, bu ‘gereksiz’ karşılaşmayı geçiştirmeyi mi?

Sonrasıyla ilgili bir öngörün olmalı. Eğer yoksa bu senin pek akıllı olmadığını gösterir.

Ama öngörülerde bulunarak küfretmeye devam etmen de, senin karakterinde birtakım bozukluklar olduğuna işarettir.

Biri sana köşe yazarı olmanın ilk gereğinin babanı bile tanımaman olduğunu filan mı söyledi?

Böyle bir gelenek yok halbuki…

Bak gazetelere, az da olsa var örnekleri.

Bir şey yakaladığını herkese ispatlayacaksın, lafı gediğine koyacaksın, kendini okutacaksın, herkeslere adından bahsettireceksin diye düştüğün şu hale bak…

Yazarken kullandığın ifadeleri, o an yanında olsa o kişi, yüzüne karşı söyleyebilir miydin? İsminin yanına ‘hanım’ veya ‘bey’ yerine kullandığın ifadeyi koyup yüksek sesle yüzüne tekrarlayabilir miydin?

Hayır, buna cesaret edemezdin. Kimse de edemez zaten.

O zaman niye yüzüne söyleyemeyeceğin şeyi yazıyorsun?

Bunun birinin arkasından konuşmaktan bir farkı yok.

Dedikoducusundur da sen muhtemelen.

Aslında ‘kumaş’ın hakkında bir fikir vermen açısından iyi bir şey bu yaptığın.

Ama durduk yerde düşman edinmen iyi bir şey değil.

Seni dost bileni ve senin dost bildiğini, kendi ellerinle düşmana çevirmek ise gerçekten düpedüz aptallık. Birini kendine karşı kendi ellerine bilemek… Bir daha düşün bunu istersen.

Köşe yazarı… Kantarın topunu kaçırıyorsun. Yazılarında anlatmaya çalıştıklarınla değil ama çirkin üslubunu her geçen gün biraz daha çirkinleştirerek yapıyorsun bunu. Hatta eşeğin poposuna su kaçırıyorsun.

Dikkat et ama.

Torpil yapmayacak hayat, kanunlarını sana da işletecek.

Top bir gün ayağına düşecek.

Gün gelecek su geri tepecek.

 

Diğer Funda Özgür Makaleleri:
  1. İllüzyon - 11.10.2008
  2. Sakalları beyazlamış adam - 09.10.2008
  3. Dökülmek - 04.10.2008
  4. Kazık kadar olmuşlara oyunlar - 02.10.2008
  5. Hayran, kahraman ve düşman - 27.09.2008
  6. Darbe - 20.09.2008
  7. Yurttan sesler ve solcular korosu - 18.09.2008
  8. Bir gram - 13.09.2008
  9. Yüzlerimiz - 11.09.2008
  10. Anlar - 06.09.2008
  11. Kan gibi - 04.09.2008
  12. Beynini kiralamak - 30.08.2008
  13. İnsan denen pislik - 28.08.2008
  14. Hayatı kusmak - 23.08.2008
  15. Doğru ata oynamak - 21.08.2008
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Köşe yazarı, kantarın topu, eşeğin poposu - Funda Özgür
03.09.2010 06:02:11