Kim kurdu bu gülünç sahneyi?
Oyuncuları kim seçti?
Yoksa hepsi kendi isteyerek mi geldi?
Hepimiz isteyerek mi toplandık yine?
Böylesine kötü bir sahneye çıkacak kadar cesur muyuz?
Daha sevdiğimiz kadının, sevdiğimiz erkeğin ismini yüksek sesle söyleyemiyoruz.
Hangi ‘cesaret’ten bahsediyoruz?
Yazılmış replikleri acemice okumaktan başka bir şey yapmayan yeteneksiz oyunculardan başka bir şey değiliz hiçbirimiz.
Bize yazılan rolleri ezberlemeye çalışırken bile sesimiz titriyor.
Küçük basit hilelerle bizi izleyenleri kandırabileceğimizi düşünüyoruz.
Nasıl da sahtekârız.
Bir palyaço kadar bile olamıyoruz.
Oysa ağlarken aynada ne kadar da ona benziyoruz.
Ne ki onun kadar kişilikli davranamıyoruz.
Ağlarken turuncu peruğunu çıkarır o.
Yazının devamını okumak için tıklayın.