Çalgı seslerini bastıran kahkahalara çatal bıçak gürültülerinin karıştığı şen gecelerde pek yorulursunuz siz.
Yüzünüzde tebessüm, elinizde sigara sürekli yer değiştirirsiniz. Kalabalık uzun masanın her yanına hâkim olmak istersiniz. Bunun için orada bulunan herkesle konuşmaya, birlikte kadeh kaldırmaya çalışırsınız. Yeni tanıştığınız kişilerle hızla samimiyet kurmaya bakarsınız. Aranızdaki doğal mesafeyi hızla kapatabilmek için latifeler yaparsınız. Yapılan bütün esprilere, o gürültü arasında anlasanız da anlamasanız da gülmeye gayret edersiniz.
Yorulursunuz. Göz kapaklarınız ağırlaşır. Sesiniz kısılır.
Ama bir türlü terk edemezsiniz o mekânı.
Gecenin sonunda cep telefonunuzun rehberine yeni isimler eklerken, yeni yanaklara yeni öpücükler kondururken, neredeyse şehvetle ‘Mutlaka görüşelim’ derken mutlusunuzdur.
Hayatınıza yeni insanlar katmak önemlidir sizin için.
Bütün dengelerinizi buna göre kurarsınız ve dengede durabilmek için sürekli ‘desteğe’ ihtiyaç duyarsınız çünkü.
Hızla akan bir suyun karşı yakasına geçebilmek için üstüne bastığınız yosunlaşmış taşlara benzer biraz bu ‘destek’ler. Veya sık ağaçlarla kaplı bir tepeye tırmanırken tutunduğunuz dallara.
Yazının devamını okumak için tıklayın.