1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:02
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Funda Özgür KIRMIZI 11.09.2008
Funda Özgür
Yüzlerimiz
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Funda Özgür - Yüzlerimiz Funda Özgür - Yüzlerimiz Funda Özgür - Yüzlerimiz Funda Özgür - Yüzlerimiz Funda Özgür - Yüzlerimiz Funda Özgür - Yüzlerimiz Funda Özgür - Yüzlerimiz Funda Özgür - Yüzlerimiz
Funda Özgür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Yaşamlarımızı yüzlerimizde taşıyoruz.

Alnımızın ortasına, göz kapaklarımıza, dudaklarımızın kenarlarına, kaşlarımızın arasına, gözlerimizin etrafına yerleşiyor yaşadığımız zaman.

Yaşadığımız hayatlar hep çizgilerimizde gizli.

Endişeli veya neşeli, öfkeli veya sakin, çileli veya ehlikeyif, tövbekâr veya günahkâr, varlıklı veya yoksul ve yoksun... Belki tehditkâr, belki kanaatkâr, belki itaatkâr, küstah belki veya asil ya da asi...

Önceleri bilenmiş bir bıçağın parlak keskin yüzünü andıran, zamanla bıçak sırtını anımsatan çizgilerimizde gizli bütün yaşadıklarımız.

Deneyimlerimiz çizgilerimize gömülüyor.

Yaşadığımız acılar, kırgınlıklar ve derin hayal kırıklıkları kadar yaşayamadığımız yıllar, dillendiremeyip içimize gömdüğümüz arzular, önemsemez görünmeye çalıştığımız başarısızlıklar, uğradığımız haksızlıklar, yaptığımız fedakârlıklar, duyduğumuz pişmanlıklar yüzlerimize siniyor.

Kim olduğumuzu, ne yaşadığımızı, ne yaşattığımızı, nasıl yaşadığımızı... ‘gizlediğimiz biz’i zamanın görünmez ressamı yüzümüze çiziyor.

Çizgilerimiz ele veriyor bizi.

Acımasızlığımızı, zalimliğimizi, adaletsizliğimizi, sinsiliğimizi, samimiyetsizliğimizi, ikiyüzlülüğümüzü, kıskançlığımızı, kusamadığımız kini yüzeyindeki o ince yollara işliyor etimiz.

Gizleme çabası içinde olduğumuz geçmişimizin haritasını çıkarıyor.

Her sabah lavabonun üstündeki aynada, evden çıkmadan önce baktığımız boy aynasında, bindiğimiz arabanın dikiz aynasında, çantamızdaki makyaj aynasında, tesadüfen önünden geçtiğimiz bir sabah vitrininin camında yaşam haritalarımızla karşı karşıya kalıyoruz istesek de istemesek de.

Kaçamıyoruz yaşadıklarımızdan.

Ya da iyi ki onları bize hep hatırlatacak ince yollar taşıyoruz yüzlerimizde.

Çoğumuz memnun kalmıyoruz galiba o ince yollarla karşılaşmaktan.

Kendimizle karşı karşıya kalmaktan.

Değiştirmeye çalışıyoruz yüzlerimizde taşıdığımız haritaları.

Yolları kapatmak ya da daraltmak istiyoruz.

Ne kadar çok yolu ortadan kaldırmak istiyorsak o kadar mutsuz oluyoruz.

Bir haritayı değiştirmeye çalışmak demek savaşmak demek çünkü.

Zorlamak demek.

Zor kullanmak demek.

Yaparken bozmak demek.

Onarmaya gayret ederken yıpratmak demek.

Yıpranmak demek...

Kendimizi, koca bir geçmişi silmek için yüzümüzden bu kadar yorulmaya değer mi?

Zamanın görünmez ressamıyla yarışabilir miyiz?

Silsek bile ‘eski’yi yüzümüzden, o ressamı durdurabilir miyiz?

İstediğimiz gibi bir resim çizmesi için ona talimat verebilir miyiz?

Versek de bizi dinler mi?

Bizi bizden gizler mi?

Nasıl gizleyebilir ki?

Bugüne kadarkinden farklı ne çizebilir ki etten tuvaline?

Bunu yapabilmesi için bizim değişmemiz, başka türlü bir hayat yaşamaya başlamamız gerekmez mi?

Biz bir günde değişebilir miyiz peki?

Bir günahkârdan masum doğar mı? Merhametliye dönüşebilir mi zalim? Kırılgan bünye bir anda boşverebilir mi her şeye? Birden adaletli olabilir mi zorbanın teki? İtaatkâr ve kanaatkâr bir baş hemen şaha kalkar mı? Fedakârdan bencil çıkar mı ortaya? Endişe neşeye, çile keyfe bırakır mı yerini?

Mümkün değil ki hiçbiri.

Kelebeğe dönüşen tırtıl gibi başka bir şeye dönüşemeyiz ki...

Neden kendimizi bütün biriktirdiklerimizle olduğumuz gibi kabul etmiyoruz?

Yaşadıklarımızı taşıyan yüzlerimizden geçmişi silmeye çalışıyoruz?

Kendimizi kimden gizliyoruz?

 

Diğer Funda Özgür Makaleleri:
  1. İllüzyon - 11.10.2008
  2. Sakalları beyazlamış adam - 09.10.2008
  3. Dökülmek - 04.10.2008
  4. Kazık kadar olmuşlara oyunlar - 02.10.2008
  5. Hayran, kahraman ve düşman - 27.09.2008
  6. Darbe - 20.09.2008
  7. Yurttan sesler ve solcular korosu - 18.09.2008
  8. Bir gram - 13.09.2008
  9. Yüzlerimiz - 11.09.2008
  10. Anlar - 06.09.2008
  11. Kan gibi - 04.09.2008
  12. Beynini kiralamak - 30.08.2008
  13. İnsan denen pislik - 28.08.2008
  14. Hayatı kusmak - 23.08.2008
  15. Doğru ata oynamak - 21.08.2008
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Yüzlerimiz - Funda Özgür
03.09.2010 06:02:25